Haklıdan Değil Güçlüden Yana Olmak
  • Reklam
  • Reklam
Özlem Nihan

Özlem Nihan

Haklıdan Değil Güçlüden Yana Olmak

Bu ülkede yaşayanlar hakkında, büyüyüp gelirken gözlemlediğim sonra da aldığım her eğitimde teyit ettiğim en önemli şey; güce tapmalarıdır. “Mühür kimdeyse Süleyman yani hükümdar O’dur” lafı bu topraklara aittir. Tüm ülkelerde öyle değil midir diyenleriniz olabilir. Değildir sevgili okur. En azından medeni ülkelerde bilgiye tapılır.

Yüzlerce yıl kul köle olarak itaat etmeye alışırsan senden güçlüye, olacağı budur. O yüzden Atatürk “bu millete uşaklığı öğretemedim” demiştir, titresin ve kendinin efendisi olduğunu idrak etsin diye. Hep yüceltmiştir milleti, kendi değerinin farkına varsın diye. Gücü kendi içinde bulsun, başkasının gücüne uşak olarak destek atmasın diye. Böyle öğretmiştir cumhuriyet çocuklarına insanın değerini. Uzun bir süredir, hani o hep adını duyduğumuz dış mihrakların katkısıyla da bunun tam tersine çalışılıyor ve bu halk yeniden köle, kul yapılmak isteniyor. Çünkü dilenci, çaresiz ve kara cahil oldu mu işlem tamam olacak. Elde gürz sallar dururlar ondan sonra zavallı kulların karşısında.

Haklıdan değil güçlüden yana olmasının sebebi budur cahillerin. Güç her zaman kazanır onların nezdinde. Hak adalet onlar için çok lükstür. Elde sağ kalan bilgi ve fikir sahibi insanlarla hak ve adaletin sadece güçlüye ait olmadığını anlatmanın bir yolunu bulmalıyız. Sizden fikir olarak çok uzakta da olsa biri, beyninin sorgulama hücreleri paslanmış da olsa belki kafasında ufacık bir soru işareti yaratabilirsek bile kazançtır bu vatan için. Tembellik vakti çoktan geçti sevgili okur. Artık farklı fikirde olsak da aynı gemideyiz klasik deyişle. Bizler, emin olduğumuz şeyler için bile açık kapı bırakan ve sorgulamaya alışmış beyinler olarak o insanların kafasında belki bir harekete sebep olabiliriz.

Hazan mevsiminin en güzel ayı eylülü çok severim. Yaz bitiyor diye hüzünlenme ile birlikte doğanın en güzel zamanını yaşamanın heyecanı biraradadır. Limonata havaları, sarı turuncu yaprakları ile bana insanoğlunun sonbaharını da çağrıştırır. Bir sürü yaşanmışlıkların üzerine kırlaşmış saçlar ve durgunlaşmış duygularla sukuneti hissettiren tavırlardır sonbahar. Neler yaşanmıştır yaşamın o ilkbaharında yazında. Hepsiyle başedilmiş, dersler çıkarılmış ve artık doğrularıyla yanlışlarıyla kendimizi kabullenmişizdir. Olaylara daha sakin bakabilmek için ne fırtınalardan geçilmiştir. Bir dolu dost ve bir dolu da düşman edinilmiştir. Hayatınıza girenler ve çıkanlar, iz bırakanlar ve unutulanlar bizi biz yapmıştır. Yapılanları, söylenenleri hazmetmekte ustalaştığımız ve artık huzur istediğimiz zamanlardır. En önemlisi akışa bırakmayı becerebildiğimiz ve yanımızda olanların sadece ve sadece biz istediğimiz için olduklarını bildiğimiz yaşlardır. Yaşadığımız ne olursa olsun gençlikte, vicdanı bir yana bırakmamışsak semeresini aldığımız dönemlerdir. Hele bir de güçlüden yana değil haklıdan yana olmuşsak yaşam boyu, değmeyin keyfine bu hazan mevsiminin.

Eylül Sabahının Serinliği

Eylül sabahının serinliğini
Yaprakların serinliğini
Ciğerlerime dolduruyorum
Sessizlik ve serinlik
Birleşiyor
Yıkanmış güvercinler
Ve çok uzakta bir tren sesi
Her zaman yeniden başlamak duygusu
Doğuyor içimde
Her uyanışımda
Düşmanlarımı bağışlıyorum
Daha çok seviyorum dostlarımı
Her uyanışımda
Eylül sabahının serinliğini
Yaprakların serinliğini
Yüreğime dolduruyorum

Ataol Behramoğlu

Çocuklarımıza haklıdan yana olmayı ancak biz öyle davranırsak öğretebiliriz. Öğretemezsek hayatın sonbaharında son pişmanlık fayda etmez. Herkese huzurlu bir sonbahar temenni ediyorum.

Sevgi ve saygılarımla...

Bu yazı 385 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 1 Yorum

Son Yazılar