Hayatın Amortismanı
  • Reklam
Özlem Nihan

Özlem Nihan

Hayatın Amortismanı

Yıllarca bankada amortisman hesaplarıyla uğraştık. Amortisman; malların aşınmalarına, eskimelerine karşılık olarak ayrılan belirli oranlardaki paydır. Bu ülkede yaşarken bize de amortisman ayrılmalı aslında. Maddi duran varlık değilsek de hızlı bir yıpranma yaşıyoruz. Kendi kendimizi kotaracak bir şeyler bulamazsak yani kendimizi amorti edemezsek vay halimize.

Hayatın amortismanı bence kendimize yaptığımız yatırımlardır. Bu yatırımlar kendimizi geliştirmek, her anlamda eğitmek, hayata getirdiğimiz evlatları kendilerini ve vatanı amorti edecek şekilde büyütmek olabilir. Öyle ki; tükenmeye yaklaştığımız sanıldığında tam tamına hiç eksiksiz hazır olmak ve dimdik sapasağlam ortaya çıkarak tüketmeye çalışanların çabalarını sıfırlamaktır. Hem kişisel tükenmişliğe hem de vatan olarak yokolmaya engel olunur belki böylece. Her anlamda kendimizi geliştirmek demek bence; her durumda çözüm üretebilmek ve esnek olabilmek demektir. Çaresiz hissetmeden rotayı yeni yöne çevirebilmek için; donanımlı olmak, olayları büyük resimden görebilmek ve herkesi anlayabilecek bir empatiye sahip olmak gerekmektedir. Donanım da kendimize yaptığımız yatırımla oluyor. Bir çırpıda olmuyor ayrıca, sabır ve emek istiyor. Birikmesi ve o birikimin doğru kanalize edilmesiyle anlam kazanıyor.

Tükenip giden insanlara ve toplumlara bakarsanız tüm bu şartları umursamamış bir bakış açısına sahip olduklarını görebilirsiniz. O yüzden yoketmek istediklerini eğitimsiz ve cahil bırakmaya çalışıyorlar. Kanlı savaşlara gerek yok artık, mertlik bozuldu çünkü. Eğitimin içini boşalt, okuduğunu sanan kara cahiller yetişsin, onların başına konan rektör yardımcıları da “ben okuyandan korkarım” gibi beyin yakan bir cümle kursun, cahillik diz boyu olsun ve de prim yapsın, eğitimli olmak dalga geçilme sebebi olsun, hükmedildiğini göremeden, yönetenleri seçtiğini sanan bir güruh peydah olsun, YETER!

Yazın ilk ayı gelmiş ben ne diyorum. Hayatın amortismanı işlemeye yaşamın en başından başlamalıdır. Geleceği gören, vizyon sahibi olan liderlerin olduğu ülkelerde çocuk gözünü açtığı anda kendini amorti etmeye başlıyor. Çünkü öyle bir sisteme doğuyor ki; her şey insanın mutluluğu için. “Bu dünyada kahır çek öbür tarafta rahata erersin” mantığıyla yetişmiyor, “kendini donanımlı kıl ve sana sunduğumuz tüm güzellikleri doyasıya yaşa, mutlu ol” diye şartlanıyor. “İyi, ahlaki, vicdanlı ve etik insan olursan bu nimetleri ayaklarının altına sererim” diyor sistemleri. “Eğer başkalarına zarar verirsen de o oranda hayatını kısıtlarım”. Hani hayal meyal hatırlarsanız bu durum hukuk sistemiyle çözümleniyor.

Evet yaz geldi artık resmen; tarihlerden haziran. Haydi hayatı artırmaya, en azından tükenmeden daha uzun zaman ayakta kalabilmek için bir şeyler yapmaya. Bundan güzel ay bulamazsınız. Ilık ılık limonata havalarda, çaresizlik içinden çözüm üreten insanlardan olmaya, umut aşılamaya, evrene güzel dileklerde bulunup o çok söylenen “kelebek etkisiyle” bize dönmesini beklemeye var mısınız? Biz hala çok kişiyiz, yeter ki; biz olmanın bilincinden kopmayın. Yazının anlam ve önemine binaen;

Muhasebe

Kazandıklarım bitti, yitirdiklerim kaldı
Söylediklerim gitti, dinlediklerim kaldı
Bir bilmek ülkesinin, düşün iline vardım
Öğrettiklerim gitti, öğrendiklerim kaldı

Özdemir Asaf

Yaz mevsimi hepimize güzellikler getirsin.

Sevgi ve saygılarımla... 

Bu yazı 1254 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

Web Analytics
http://addurl.nu z35W7z4v9z8w