Medyum
  • Reklam
Özlem Nihan

Özlem Nihan

Medyum

Son günlerde izlediğim bir dizi var, algıları açık bir kadın cinayetlerin çözülmesi konusunda savcılık makamına yardım ediyor. Bunu yaparken de mesaj rüyalarından faydalanıyor. Hayatı çok kolay olmasa da insanların iç yüzünü anlayabilecek böylesi bir içgörümüz olmasını o kadar isterdim ki bu aralar. Ülkemde acayip şeyler oluyorken ne çok işe yarardı. Kim neyi neden yapmış, bu yapılan kimin işine yararmış, bir bakışta anlardım. Düşünsenize herkesin şeffaf olduğu böylesi bir dünya ne huzurlu olurdu; kaygısız, korkusuz ve umut dolu.

Öyle zamanlardan geçiyoruz ki; insan  gelecek kaygısından bugünü yaşayamıyor. Hep denir ya aslında “tek gerçek zaman bugündür”. Maalesef bu ülkede “bugünü” yaşayabilmek çok zor. Çünkü hepimizin bir takım kaygıları var gelecekle ilgili. Gelecekte sağlığını kaybetmekten, yaşlılıkta ortada kalmaktan,  evladının geleceğini sağlayabilmek için bir şeyleri yeterince yapamamaktan, özgür ve medeni yaşayamamaktan ve bunun gibi pek çok şeyden korkuyoruz. Hepimizin bu korkularını ortadan kaldıracak insanlar tarafından yönetilebilseydik belki, diğer medeni ülkeler gibi huzurlu yaşardık.

Bizi yarın korkumuz olmadan yaşatacak sistemi kurabilecek liderlerin başa gelebilmesi için de adayların iç yüzünü görebilme yeteneği ne çok işe yarardı. Herkesin böyle bir içgörüsü olsa kimse kimseyi kandıramaz ve doğru dürüst insanlar sadece hizmet için başa geçerlerdi. Hizmet edecekmiş görüntüsüyle kuyumuzu kazma düşüncesi olanları kimsecikler seçmezdi. Evet şimdi diyeceksiniz ki; çoğumuz görüyoruz ve diğer bir grup insanın da çıkar için bile isteye onları seçtiğini de biliyoruz. Ama ben kandırılan ve masum olduğuna inandığım bir diğer grubun, böyle bir içgörü sayesinde kandırılamayacağı bir ütopyayı düşlüyorum. Kötü niyetliler her zaman olacaktır, mesele onların kandıracağı garibanlar olmasın. Kötü fikirliler kendi gibi çıkarcıları kandırsınlar, çıkar peşinde koşmayan ve iyi niyetlilere el atamasınlar diye diliyorum. Bir şeylerin farkında olanlar bunlara anlatamıyorlar, onların hissedebilmesi için bu içgörüyü arzuluyorum delicesine. Sanki birden perde kalkmış da herkesin kalbi ve beyni şeffaflaşmış gibi görebilsinler diye.

Hala göremeyenlere söyleyecek çok sözüm yok, iki kategoride değerlendiriyorum onları. Ya çıkarlarının peşinden gidiyorlar ya da saflıklarının. Çıkarları için bu ülkeyi kör kuyulara sürükleyenlere yapılacak pek bir şey yok. İnançları, inandıkları kullanılarak temiz kalplerinin ele geçirildiğini sandıklarım içinse tek dileğim; başımıza getirdiklerinin içyüzlerini görebilme yeteneğine bir gece de sahip olabilmeleri. Nasıl olacak bilmiyorum ama adı üstünde işte, “ütopya”.

Ahmet TELLİ diyor ki;

Çölde keşfedildi ve yeniden

Bir kez daha kaybedildi ütopya.

Belki biz buluruz yeniden, Atatürk’ün başardığı ve kaybolmak üzere olan çöldeki vahayı, ütopyamızı.

Sevgi ve saygılarımla...

Bu yazı 2075 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

Web Analytics
http://addurl.nu z35W7z4v9z8w