Ömür Dediğin
  • Reklam
  • Reklam
Özlem Nihan

Özlem Nihan

Ömür Dediğin

Bilinçsiz geçen çocukluk zamanları ile tecrübenin, tevekkülün ve idrakin en fazla olduğu orta yaşlılık arasında bir yerlerde sıkışmış gibi ömür dediğin. En verimli zamanlar, tıpkı çıraklık ve ustalık arasındaki kalfalık dönemi gibi. Hem üretimin içindesin, hala öğreniyorsun hem de tek başına sorumluluk üstlenmiyorsun.  Büyükler etrafında hep yol gösterici. Ustalık ise, ömrün ve sanatın belli aşamasına gelindiği, en büyük sorumluluğun sende olduğu ve etrafında senden büyük olmadığı dönem. Yavaş yavaş hayatın ustalık yaşlarına gelince insan, kalfalık sürecinin kıymetini daha iyi anlıyor. Dopdolu yaşanması ve yorulunması gerektiğini daha iyi idrak ediyor. Geri dönüp baktığımda yorulduğumu ve çabaladığımı görüyorum ama keşke biraz daha bireysel davranabilseydim demekten kendimi alamıyorum. Bizim kuşak biraz toplumcu yaklaşımlarla büyütüldük. Yeni nesil belki de bize tepki olarak bu kadar bireysel oldu bilemiyorum. Zaman zaman çok benciller diye eleştirsek de genç kuşakları, bir yandan da öyle oldukları için onlar adına seviniyorum doğrusu.

Biraz daha ben demeyi bilebilseydik belki etrafımızdan da çok beklentiye girmezdik. Bu beklentiler; sevgi ve saygılı olmaları, adaletli olmaları, empatik davranabilmeleri gibi çok da ütopik olmayan herkeste olması gereken değerler. Ama bu değerler zamanımızda sahip olanı yaşamda geri bırakan şeyler haline geldi. Tıpkı oğlumun ortaokulda bir gün bana serzenişte bulunduğu gibi; “anne senin bana öğrettiğin değerler beni bir/sıfır geride bırakıyor.” Tuhaf gelmişti ilk duyduğumda ama, öyle olduğunu kendi yaşamımdaki engellenmelerden anlayabiliyordum içten içe. Haklıydı ama yapabileceğim fazla birşey yoktu, dönüp kendi atalarıma kızmaktan öte. Öyle bir çıkmazda kalıyorsunuz ki; sizi böyle yetiştirdikleri için minnet duyarken birden kapitalist düzenin içinde aslında geride kalmanıza neden olduklarını da farkediyorsunuz. Ama doğru olanın  onların yaptığı olduğunu biliyorsunuz ve o potada erimemek için yeniden güç kazanıyorsunuz, bir sonraki çuvallamaya kadar. Aslında doğal seleksiyon gereği çocuklarımız bizden daha bencil oldular. Hayatta kalabilmek ve başarılı olabilmek adına başka şans vermiyor mevcut düzen. Kızmayın gençlere o yüzden. Değer yargılarınızı verin ama gerisini onlara bırakın, hayatın engellemeleri yanında bir de siz engeller koyup durmayın. Değerlerinizi zaten modelliyorlar, insanlığı, vicdanı, empatiyi. Siz özgüvenlerini kırmayın, kıranların karşısına siz de çıkın ki; dayandıkları duvarın sağlam olduğunu bilsinler. Ömür denen kalfalık sürecine sapasağlam ve cesaretle girebilmeleri ve sonrasında ustalığın keyfini sürebilmeleri adına hep destek olmaya devam edin ruhen bile olsa.

Geçen ay Ahmet Arif’ten bahsedip şiirine yer vermemiştim. Bu ay boynumun borcudur. Kışın son ayına giriyoruz. Baharda buluşmak umuduyla, sevgi ve saygılarımla...

Anadolu

Beşikler vermişim Nuh’a
Salıncaklar, hamaklar,
Havva Ana’n dünkü çocuk sayılır,
Anadoluyum ben,
Tanıyor musun?

Utanırım,
Utanırım fukaralıktan,
Ele güne karşı çıplak…
Üşür fidelerim,
Harmanım kesat.
Kardeşliğin, çalışmanın,
Beraberliğin,
Atom güllerinin katmer açtığı,
Şairlerin, bilginlerin dünyalarında,
Kalmışım bir başıma,
Bir başıma ve uzak.
Biliyor musun?

Binlerce yıl sağılmışım,
Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
Nazlı, seher-sabah uykularımı
Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
Haraç salmışlar üstüme.
Ne İskender takmışım,
Ne şah ne sultan
Göçüp gitmişler, gölgesiz!
Selam etmişim dostuma
Ve dayatmışım…
Görüyor musun?

Nasıl severim bir bilsen.
Köroğlu’yu,
Karayılanı,
Meçhul Askeri…
Sonra Pir Sultan’ı ve Bedrettin’i.
Sonra kalem yazmaz,
Bir nice sevda…
Bir bilsen,
Onlar beni nasıl severdi.
Bir bilsen, Urfa’da kurşun atanı
Minareden, barikattan,
Selvi dalından,
Ölüme nasıl gülerdi.
Bilmeni mutlak isterim,
Duyuyor musun?

Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.
Kızlarım,
Oğullarım var gelecekte,
Her biri vazgeçilmez cihan parçası.
Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
Gözlerinden,
Gözlerinden öperim,
Bir umudum sende,
Anlıyor musun?

Ahmet Arif

Bu yazı 2665 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 3 Yorum
  • Sonat Şen
    5 ay önce
    Canım üstadım. Nasıl siz kokan satırlar bunlar. çoğunlukla bu zamana ait olmadığımı hissederim ben de, sanki bazı değerler için geç, bazıları içinse erken gelmiş gibiyim dünya ya. Ama yaşadığım dönemin, sayılı huzurunu bulduğum güzel yüreklerden birisiniz. İyi ki varsınız, iyi ki böylesiniz.
  • Yusuf Dönmez
    6 ay önce
    Harika. Bir solukta okudum. Kutluyorum.
  • Didem Celep
    6 ay önce
    Tüylerim diken diken okudum... Nasıl güzel bir anlatımdır bu! Ellerine sağlık Özlem.

Son Yazılar

Web Analytics
http://addurl.nu z35W7z4v9z8w