Oruç Tutmak
  • Reklam
Özlem Nihan

Özlem Nihan

Oruç Tutmak

Bizler büyüyüp gelirken ramazan aylarında kimin oruç tuttuğu bilinmezdi. Hatta bir şey ikram edildiğinde teşekkür ederdi karşıdaki, unutup ısrar ederseniz “niyetliyim” derdi yavaş sesle. Şimdiyle dağlar kadar fark var dimi.

Son yıllarda herkeste bir oruç tutuyorum cakası var ne demekse. Orucu tutup üstüne aksırıncaya tıksırıncaya kadar yerken iftarda, açın halinden anladıklarını sanıyorlar. Herkes kendi ve inandığı şey için tutuyorsa orucu eğer, kime ne başkasının tuttuğundan ya da tutmadığından. Günahlar da suçlar gibi bireysel ise eğer, sana ne benim sevabımdan ya da günahımdan.

Biz büyüklerimizden böyle görmedik ve böyle de öğrenmedik. Biz oruç tutana olduğu kadar tutmayana da saygıyla yaklaşmasını bildik. Bize dinin içerde yaşandığını ve gösteriş olarak kullanılamayacağını öğrettiler. İbadetin de yapılan yardımların da hep gizli kalmasının gerektiğini söylediler.

Geçen yıllarda İran devriminden sonra İranlı birinin “biz eskiden evimizde ibadet eder dışarıda içerdik, şimdi evimizde içiyor dışarıda ibadet ediyoruz” dediğini okumuştum. Bu mudur yani din diye ortaya sürdüğünüz. Herkesin kendiyle yaradanı arasında olması gereken inancı ve gereklerini, ortalıkta övünme ve kasılma sebebi haline getirmek midir dini özgür yaşamak? Cebren ve hile ile ve korkularla yaptırılarak mı yaşamalıdır insanlar dinlerini? Biz laik ülkenin çocukları olarak ne dine saygısızlık ettik bugüne kadar ne de saygısızlık edilmesine izin verdik.

Ama son yıllarda hepimiz gittikçe fakirleşirken iftar sofralarının şaşasının arttığını gördükçe, oruç tutanların tutmayanlara saldırdığına tanık oldukça, tutmayanların tutmadıklarını söylemekten çekindiğini farkettikçe bir soru sormak geliyor içimden bunlara sebep olanlara. Bu soruyu muhataplarına büyük harflerle sormak istiyorum. “KUZUM SİZİN MİSYONUNUZ NEDİR ALLASEN, BU ÜLKEYE DİNİ BİTİRMEYE Mİ GELDİNİZ?” Cevaben bir ses duyarsanız bana da haber verin dostlar.

Bütün gün oruç tuttuğunu söyleyip ve durmaksızın kul hakkı yiyeceksin, üstüne de iftarda altın kakmalı su bardaklarında zemzemini yudumlarken ekmeğini kuş sütüne bandıracaksın, ondan sonra bana dürüstlüğü, adaleti, insanlığı, sevgiyi ve hoşgörüyü temsil ettiğini iddia edeceksin.

Sen onu benim görünmez külahıma anlatırsın artık. Sizler ömür boyu aç kalsanız da bedelini ödeyemeyeceğiniz kadar kul hakkı yediniz efendiler.

Kurduğunuz sofralarda değil kurduğunuz tezgahlarda yediniz bu ülkenin insanlarının hakkını yıllardır. Ne iliğimiz kaldı ne kemiğimiz verecek sizlere. Otuz gün oruç tutmak, üç beş defa hacca gitmek, yetmedi bir o kadar da umre yapmak kurtaramayacak sizleri.

Yedi sülalenizi de bu borca dahil ettiniz. Doğacak nesilleriniz dahi bu ülkenin hakkını yediğiniz dürüst insanları tarafından lanetlendi. Sizde ne yaradan korkusu var ne ahlak ne de insanlık.

Bizler; bu ülkeye ve bayrağımıza yürekten bağlı çapulcu takımı olarak, dini, ibadeti, yardımı, sadakayı kimselere duyurmadan yaşadık yıllarca, öyle de yaşayacağız. Özümüz, sözümüz bir ve temizdir. Sizin gibilere Tevfik Fikretle veda ederken, milyonluk saraylarda milyonluk iftar sofralarında yediğiniz her lokmadaki kul hakkını helal etmiyorum kendi adıma.
......

Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını
Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini.
Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Tevfik FİKRET

Güzel ve şanssız ülkemin dürüst ve bahtsız insanlarına sevgi ve saygılarımla...

Bu yazı 2012 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar