Yeşeren Umutlar
Özlem Nihan

Özlem Nihan

Yeşeren Umutlar

Nisan yazımı yazdığımda seçimler yapılmamıştı ve “nisan bir” umudumu yazmıştım. Umudumuzu yeşertecek bir ışıktı istediğim, beklediğim. Hayallerim vardı ufacık bir ışığın değiştirebilecekleri ile ilgili ama bu kadar hızla umudumuzun tazeleneceğini hayal edememişim. Sokaklarda insanların yüzlerinde belli belirsiz gülümsemelerini görmenin, birbirlerine daha toleranslı olduklarını fark etmenin tadına doyulmuyor doğrusu. Seçimin ertesi günü otobüs duraklarında hiç beklemeyenimiz yarım saat otobüs bekledik. Halkı cezalandırmanın yolunu ilk öfkeyle otobüsleri çekmekte gören kıt zihniyet, herkesin birbirine ne dediğini duysa acaba boşa uğraştığını anlar mıydı. Mazbata verildiğinde otobüslere fazlasıyla kavuşacaklarına inandıklarını ve her şeyden fazlasıyla umutlu olduklarını söyleyen güzel yüzlü insanlar vardı etrafımda. Ceza verdikleri halkın umudunu büyüttüklerini fark edemediler.

Mayıs ayında öfkelerinin nerelere varacağını hiç dert etmiyorum artık. Biz güzeliz ve umutluyuz. Tertemiz yüzlü, temiz vicdanlı, ahlaklı ve etik yöneticilere hasret yüreğimize su döküldü sonunda. Biliyorum yapılacak daha çok şey var ama hani derler ya “ölsem de gam yemem”, işte o noktadayım. Evet, memleketime bahar geldi, tüm hücrelerimde kelebekler dolaşıyor sanki.

Kelebekler uçuyor içimizde ama bir yandan da duymaktan bıktığımız kötü haberler gelmeye devam ediyor. Çocuklarımıza uzanan kötü ruhlar engellenemiyor bir türlü. Çocuk istismarını ne yüreğimiz ne aklımız ne de vicdanımız kaldırıyor artık. Çocuk bayramında minicik bir kız çocuğu öldü. Eskiden “Teksas mı burası” denirdi böyle durumlarda, Teksasın daniskasını yaşıyoruz maalesef. Sadece kontrol edilemez kötü kalpli vatandaşlarımız değil, eleğe dönmüş sınırlarımızdan giren caniler, katiller, ipsiz ve sapsızlar yüzünden gölgemizden korkar olduk.

Ortaokul sıralarında ezbere bildiğim bir şiir vardı;

Çocukluğum

Affan Dede’ye para saydım,
Sattı bana çocukluğumu.
Artık ne yaşım var, ne adım;
Bilmiyorum kim olduğumu.
Hiçbir şey sorulmasın benden;
Haberim yok olan bitenden.

Bu bahar havası, bu bahçe;
Havuzda su şırıl şırıldır.

Uçurtmam bulutlardan yüce,
Zıpzıplarım pırıl pırıldır.
Ne güzel dönüyor çemberim;
Hiç bitmese horoz şekerim!

Cahit Sıtkı Tarancı

Bu şiiri anlamını idrak edemeden okurduk belki o yaşlarda ama şu andaki yaşımda çocukluğumu geri alabilmek için Affan dedeye para saymayı hiç mi hiç düşünmezdim. Böyle bir dönemde çocuk olmak kadar tehlikeli bir pozisyon yok sanırım. Tertemiz ruhları, pis ve karanlık düşüncelerle kirlettiler, o çocukların horoz şekeri tatma fırsatları bile olmadı. Artık yeter! Gerçekten yapılacak çok şey var. Ellerindeki yetkiler ve imkanlar doğrultusunda bize umut verenlerden beklentilerimizin başında çocuklarımızın ve doğa dostlarımızın korunması geliyor. Bütün bunlardan şikayet eden vatandaşlarımızın da destek olması ve ellerini taşın altına koyması gerekiyor tabii ki. Sadece her şey güzel olacak demek yetmiyor ki, keşke yetebilseydi.

Umutlarımızı karartmadan önümüze bakmak ve üstümüze düşeni yapmak en doğrusu. Bu ay, Atamızın ulusal mücadeleyi başlattığı tarih olan 19 Mayıs 1919’ un yüzüncü yılını kutlayacağız. Taze cumhuriyetin ilk adımlarının atılması bir asırı doldurdu. Ben o tarihte Samsun’da olacağım. Çalışmalarına katıldığım ODTÜ Türk Halk Bilimi Topluluğunun bir projesi kapsamında o gün orada olmak gururunu taşıyacağım. Yüreğimizde vatan ve Mustafa Kemal ATATÜRK sevdası ile “nice asırlara Türkiye’m” demek için ve o havayı koklayabilmek için bundan güzel fırsat olamazdı.

Yazın ilk ayında katlanan umutlarımızla yeniden buluşmak üzere, sevgi ve saygılarımla...

Bu yazı 4674 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

Web Analytics
http://addurl.nu z35W7z4v9z8w