Yıl Biterken
  • Reklam
  • Reklam
Özlem Nihan

Özlem Nihan

Yıl Biterken

Bir yıl daha biterken, hayatın hem ne kadar hızlı hem de bir o kadar zorlayarak aktığını farkediyorum. Yaş nedeniyle belki, zaman daha hızlı ilerliyor gibi hissedilse de hedeflerimle ilgili sanki hiç akmıyor gibi geliyor. Hedef dediğim şeyin ise yaşanması aslolan olduğunu ve hep ertelendiğini farkediyorum. Her dönemde bir sonraki ana ertelemek ve ömrü hoplaya zıplaya harcamak sanki yaşanan. Büyüyünce, işe girince, emekli olunca diye diye yıllar uçup gidiyor. Her gelen yıl aslında yaşamla ilgili pek çok şeyi farketmeyi getirirken, giden yıllar ise tamamlanamayanlarla biraz eksik gidiyorlar.

Doğa içinde yaşamak en büyük hedefim. Betonun yeşilden, insanın hayvandan daha az olduğu yerlere göçmek istiyorum. Uçsuz bucaksız suya bakarken sırtımı dağlara güvenerek dayamak istiyorum. Sevdiklerimi istediğim zaman görebileceğim kadar yakın, özgür hissedebileceğim kadar da uzakta olmak istiyorum. Sıkılmayacağım kadar insan ilişkisinde olmak ve kalan zamanda ise sadece toprağa, ağaca ve suya değmek istiyorum. Hani Nazım Hikmet diyor ya;

Bugün pazar.
Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün
bu kadar benden uzak
bu kadar mavi
bu kadar geniş olduğuna şaşarak
kımıldamadan durdum.
Sonra saygıyla toprağa oturdum,
dayadım sırtımı duvara.
Bu anda ne düşmek dalgalara,
bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
Toprak, güneş ve ben...
Bahtiyarım...

Şairin, koğuşundan avluya çıktığında hissettikleri benim hedefim aslında. Bu beton ardiyesi gri şehirde ömür tüketirken arada şehir dışına çıktığımda hissettiğimin avlu izninden hiç bir farkı olmuyor. “Toprak, güneş ve ben... Bahtiyarım”. Kısa molalar ve alabildiğim kadar nefesi ciğerlerime doldurarak çaresizce geri dönmelerden ibaret bu maceralar.

Gençken bu şehri çok severdim. Denizsiz olmasına rağmen bir profili vardı ve büyük köy diyenlere de çok bozulur, anlatmaya çabalardım. “Nasıl nezih bir sosyal hayatı olduğunu, insanlarımızın ne kadar saygılı olduklarını, düzenin hakim olduğunu ve tam da yaşanacak yer olduğunu” savunur dururdum. Son yirmi yılda olumsuz anlamda büyük bir başarıya imza atarak bu şehrin gerek bina ve sokaklar olarak hafızasını ve gerekse de insan profilini yokettiler. O yüzdendir ki hedeflerime yaklaşırken iyice yavaşlamış gibi hissediyorum. Bu şehrin zorlukları ayaklarımda pranga gibi sanki. Yaşamını eline alıp şehrini değiştiren herkesi kutluyorum. Doğru zamanı beklemek, belki de o hedeften tamamıyla uzaklaşmaya neden oluyordur. O hedefe doğru koşabilmek için durup önce kendine, nerede olduğuna bakmak, sonra da nerede ve kim olmak istediğini kendine itiraf etmek gerekiyor sanırım. Ardından ise hiç durmadan harekete geçebilmek. Duraksamak vazgeçmeye ya da ertelemeye neden oluyor.

Yılın son ve kış mevsiminin ilk ayı aralık ne kadar da uyuyor adına. Araladığımız kapıdan hem kış ayı yüzünü gösterirken hem de yepyeni bir yıl görünmeye başlıyor. Umutlar ve mutluluk yakanızı bırakmasın, sevgi ve saygılarımla...

Bu yazı 706 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Didem
    2 ay önce
    Boyle dillendirmeye baslayinca hareket de basliyor gitmek istenen yone dogru. Oyle guzel anlatmissin ki Ozlem Nihan...
  • Hülya Elbek
    2 ay önce
    Özlem\'cim ellerine sağlık, yeni yılda mavi yeşil özlemlerin gerçek olsun...

Son Yazılar