Gericiler sanatı neden sevmiyor
  • Reklam
Söz Sizin

Söz Sizin

Gericiler sanatı neden sevmiyor

Beyoğlu'nda gerçekleşen saldırı ile Taliban'ın Buda heykellerini yok etmesi arasında hiçbir fark yok.
Aslında son yaşanan olay daha da vahim. Cumhuriyet rejimine, bize öğretilen ilkelere hiç uymayan ilkel bir saldırıdır bu.
Sanata değil, tıpkı Taliban radikalleri gibi insanlığa yapılmış bir saldırıdır. Cinayettir, yeni bir Madımak olayıdır.
Neden?
Biraz kültür ve sanat tarihinde dolaşmamız gerekiyor cevabını bulmak için.
Tek tanrılı dinler ortaya çıkmadan önce, insan silüetleri birer sanat şahaserleri olarak ortaya çıkmıştı.
Totemler, tanrı kıvamında resimler ve heykeller, ürkütücü ve etkileyici silüetler... Hepsi insana ve kendisini yarattığına inandığı tanrıya saygıyı gösteren figürlerdi.
Bunun en güzel örneklerini ilkel komünal toplumlar vermişti.
Sonra paylaşım savaşları başlayınca, yozlaşmanın ilk örnekleri Mısır uygarlığında görülmeye başlandı. Artık insanların elinde "köleler" vardı ve "muhteşem Ramsesler" kendilerini tarihe mal etme peşindeydi.
Aynı dönemde orta Anadolu'da Hititler vardı. Hititler her türlü tanrı kavramına açıktılar. Çantasını ve tanrısını kapan sığınıyordu.
Şupililuma, "bu kadar çok tanrı fazla" dedi. Tanrı sayısı 1066'dan 66'ya düşürüldü.
Silüetleri de Yazılıkaya'nın duvarlarına çaktılar.
Ardından sanat ve kültür tüm ihtişamıyla Avrupa'yı titretirken, abuk subuk gezegenlere tapan Romalılar'ın büstler üzerindeki ustalıkları ortaya çıktı. Öyle ki, dünyanın en çirkin adamlarından biri sayılan Caligula bile, döneminin en yakışıklıları arasında yer aldı.
Kalıp hep aynıydı: İmparator... Hele bir çirkin büst yap...
Sonra bildiğiniz gibi Rönesans dönemi başladı. Alabildiğine özgürlük, alabildiğine rahatlık, cinselliğin bile resmedildiği dönem.
Avrupa'yı kasıp kavurdu.
Bu sırada İslamiyet tüm ihtişamıyla yayılıyordu. Hz. Muhammed öğretisi Başıboş bedevileri hizaya getirdi. Bir birlik sağladı. Ama baktı ki bunlar "güruh", bazı kurallar da getirdi.
Öncelikle kendi resmini Ramsesler gibi duvarlarda görmek istemedi. Tanrıyı resmetmeyi de yasakladı, bir gizemi yok etmemek için.
Bedeviler, bunu "resim yasak" algıladı.
Resim yasaklığı heykel yasaklığını da getirdi. Sonunda bizim sevgili Taliban'larımıza, Pakistanlı din kardeşlerimize, Mısır gibi bir uygarlığın ortasında oturan Araplarımıza kadar geldi dayandı: Sanat yozlaşmadır...
Kitap, yozlaşmanın ilk adımıdır.
Bu yüzden de İslam Konferansı'nda, Özal döneminde, bir tepsinin içinde kitap yakmadı mı bu herzeler.
Beyoğlu'nda sergi salonlarını basan az gelişmiş kafalar ile Gustave Courbet'in sergisin basıp da "Koltuktaki Çıplak Kadın" tablosunu yok etmeye çalışanlar arasında bir fark yok.
İki kafa da faşist, iki kafa da Taliban, iki kafada yobaz dinci...
Taliban, dünyanın en büyük Buda heykellerini (biri 53 metre biri 35 metre) yerle bir ederken de "bilmediği birine" şükranlarını sunuyordu.
Oysa Hz.Muhammed asla böyle bir şeye izin vermezdi. O bedevileri tanıyordu, o radikallerin farkındaydı, o bir yol göstermeye çalışıyordu.
Ne oldu, aradan daha yüz yıl geçmeden, Avrupa İslamiyetten esinlendi ve yüz yıl "suret" yapılmasını yasakladı.
Sure falan bilmem, ama Hz.Muhammed demiştir ki, insana saygı duyun ve onun yarattıklarına saygı gösterin: Çünkü onu yaratan Allah'tır.
Benim Müslümanım ne yapıyor? Sergi basıyor, İdil Biret konserini engelliyor, bale sanatına bacak gösterisi diye gidiyor...
Dedim ya, Madımak olayından daha vahimdir bu şımarıkların yaptığı.
Bunlar bugün tabloları parçalar, yarın önüne gelen herşeyi...

Mümtaz İdil

Bu yazı 1259 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

Web Analytics
http://addurl.nu z35W7z4v9z8w