Neden ekonomi okumalı?
  • Reklam
Söz Sizin

Söz Sizin

Neden ekonomi okumalı?

Küresel ekonomik gelişmelerin Uluslararası sermaye çevrelerinin paraya yön vermesi ve buna bağlı olarak ülkelerin siyasi iradelerinin de bu bağlamda süreklilik arz eden bir biçimde değişikliğe uğraması yazımın başlığında belirtmiş olduğum hususun ne kadar önemli olduğunu göstermek, bunun yanında anlaşılabilirliğini sağlamak, iktisadi terimlerin hayatımızda ne kadar önemli bir yer tuttuğunu göstermek açısından hedef odaklı bir paylaşım olacağını vurgulayarak yeni bir yılın tüm okurlarımıza sağlık ve huzur getirmesini dilerim.

Ekonomi insanların para kullanarak ya da para kullanmadan çeşitli metalar üreterek anlık ve geleceğe dönük tüketim ile insanlığın tüketim ve üretim etkinliklerinin nasıl düzenlendiğini inceler. Kapitalist sistemlerde piyasa ekonomisinin temel koordinasyon aracı piyasa sistemidir. Bu sistemin öncelik ilkesi bireysellik olup temel ve özel ilke üretim araçları üzerindeki mülkiyetin özel bireylere ait olmasıdır. Bu tarz piyasalarda kaynak dağılımı fiyat oluşumu ve ekonomide paranın serbest dolaşımı sağlanır. Merkezi sistemleri ( Sosyalist sistem) konu alan ekonomik sistemin özü ise ağırlıklı olarak üretime dönük olup hakça bir paylaşımın sağlandığı Merkezden koordinasyon ve sosyallik ilkelerinin mantıksal sonucu olarak ekonomik birimler merkezileşmiştir. Bu bağlamda iki temel ekonomik sistemin Geçmişte hakim olduğu piyasa şartları ve günümüzde uygulanmaya çalışılan sistemin geçerliliğinin gelecek yıllarda da değişime uğrayarak kapitalizm in bir çıkış yolu arayacağı kanısındayım.

Geride bıraktığımız 2012 yılında sürekli ekonomi gündemini meşgul eden ihracat rakamlarındaki artış , Fitch in ülkemiz piyasa koşullarını etkilen not artışı , Milli gelirdeki sanal yükselmeler, altın fiyatlarındaki artış konuları ile halkımıza empoze edilmeye çalışılan pembe tablolar ile bu yılı geride bıraktık. Yukarıda kısaca açıklamaya çalıştığım ekonomik sistemlerin ülke bazında uygulanabilir olması durumu pek mümkün görünmemektedir. Uluslararası sermayenin ulusal sermayelere yönelik operasyonları devlet ekonomilerini üretmekten ziyade sürekli tüketime tabi tuttuğu küresel sermayeye bağımlı bir ülke, aynı zamanda bağımsızlığını da askıya alan bir ülke durumuna getirmektedir.

Soruyorum; ithalatın ihracattan yüksek seviyelere ulaşması, denge seviyelerinin çok üzerinde engellenemeyen fark malum bir cari açığa neden olmaktadır. ihracattaki yükselişin ülkemizde kişi başına düşen milli gelirdeki yükselişe neden olduğunu anlatabilecek parayı yönetme gücüne erişmiş! ihracattan sorumlu bakanların elinde olduğu vahim bir yönetim ile baş başa kaldığımızı göstermez mi? sizinde aklınıza gelmiyor mu ihracattan sorumlu bakan var ise ülkemizde neden ithalattan sorumlu bakanımız yok? acaba sadece ihracat rakamlarının ortaya çıktığı verileri sunan haber ve ekonomi kanalları neden bir ithalat bakanının da ağzından ithalat rakamlarını verememektedir bunu hep merak etmişimdir. Medyanın %90 oranında iktidar güdümlü ve tek sesli olması halkını düşünmekten uzaklaştıran bir kültür politikasının izlendiği , değiştirilen eğitim sistemi ile karşı devrim hareketinin başladığı ülkemizde genç nüfusa bilinçli bir örgütlenme çalışması yapılması zorunlu hale gelmiştir.

Dünya ekonomisinin 2013 yılında %3,6 oranında büyümesi beklenirken Euro bölgesinde en düşük büyümenin beklendiği Küresel ekonomik verilerin ortaya çıkardığı sonuç 2013 yılının 2012 ye nazaran daha zor geçeceği kanısındayım. ülkemizdeki ekonomik politikalar serbest piyasa ortamının vermiş olduğu özelleştirme, dalgası ve sıcak para girişlerinin anlık bir tüketime ortam sağlayan günü kurtarma şeklinde ortaya çıkması 2013 yılında bu politikaların ne kadar yanlış olduğunu bizlere gösterecektir. Bankalarımızın %80 e yakın bir yabancı sermayenin elinde bulunması , yerli sermayenin hedeflerinin küçültüldüğü, küçük esnafın bitme noktasına geldiği bu dönemlerin Milletimizin de siyasi iradesini kullanarak aşılabileceği kanısındayım. Sözlerimi Dünyanın ezilen uluslarına bağımsızlık konusunda verdiği büyük örneklerle bir toplumu yeniden yaratarak örnek bir ulus haline getiren Mustafa Kemal Atatürk ün geleceğe dönük ipucu veren sözleriyle bitirmek istiyorum;

"Şimdi arkadaşlar ekonomi hayatımızı gözden geçireceğim. Derhal bildirmeliyim ki ben ekonomik hayat denince ziraat, ticaret, sanayi faaliyetlerini ve bütün bayındırlık işlerini birbirinden ayrı düşünülmesi doğru olmayan bir bütün sayarım. Bu vesile ile şunu da hatırlatmalıyım ki bir millete bağımsız hüviyet ve kıymet veren siyasi varlık makinesinde devlet, fikir ve ekonomi hayat mekanizmaları birbirlerine bağlı ve birbirlerine tabidirler. O kadar ki bu cihazlar birbirine uyarak aynı ahenkte çalıştırılmazsa hükümet makinesinin önde gelen sürükleyici kuvveti israf edilmiş olur, ondan beklenen tam verim elde edilemez. Onun içindir ki bir milletin kültür seviyesi üç sahada; devlet, fikir ve ekonomi sahalarındaki faaliyet ve başarıları neticelerinin hasılasıyla ölçülür.”
  
2013 yılının Mutluluk ve huzur getirmesini dilerim..

Bu yazı 1355 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar