Överek yok etmek..
  • Reklam
Söz Sizin

Söz Sizin

Överek yok etmek..

Ülkemiz için tarım sektörü hayati önem arz etmektedir. Eğer tarım sektörünün sorunlarını çözemez isek, ülkenin sorunlarını da çözemeyiz.
 
Bu düşüncelerim Polatlı'ya yaptığım ziyarette konuyu daha da iyi anlamama neden oldu. Halkımızın yarısına yakının kırsalda yaşadığı gerçeğinden yola çıkarak, Polatlı İlçesinde yaptığımız sohbette, toprağın ve tarımın Polatlı insanı için de hayati önem taşıdığına şahit olduk.
 
Ulu önder Atatürk; "Eğer milletimizin çoğunluğu çiftçi olmasaydı,biz bugün dünya yüzünde bulunamayacaktık."(1928) diyor. Sadece tarım çiftçi için mi önemli? Elbetteki hayır!.. Tarım bir çok sektöre de katkı sağlıyor: imalat sanayi, enerji , ulaşım, gıda ve hizmet sektörü içinde önem arz etmektedir. İhracatımızın yüzde 10'unu tarım ürünleri oluşturmaktadır. Tarım sektörü, diğer sektörler gibi cari açığı artırıcı, ithalata dayalı bir ihracat özelliği taşımamaktadır.
 
1980'den sonra başlayan süreç ve üretildiği varsayılan kısa ve uzun(!) vadeli çözümler, üretimi düşürmüş, işsizliği artırmış, terör yükselmiş, sorunları çözme adına, bölünmenin sınırına gelinmiştir. Üretimde düşüşler gözlenmiştir. Görünmek istenilmeyen bir önemli hususta, bankaların özelleştirilmesi ile birlikte başlayan süreçtir. Bu süreçte bankalar yabancıların eline geçmiştir. Yabancıya toprak satışlarının dışında, yabancıya banka satışı da tarım sektörünü etkilemiştir. Hükümet aldığı kararlarla mali kaynak yaratma adına, satılacak yerler aranmıştır..
 
ÇİFTÇİ'NİN DURUMU HAZİN
 
Kırsal kesim insanları, Milli Gelirden en az payı alan kesimdir.(10.400 $ hayal) Prof.Dr. Osman Altuğ katıldığı bir tv programında,(31 mayıs 2009) "Çiftçiye-köylüye sadak vereceğinize, gübre verin." diyerek, çiftçinin geldiği hazin durumu ifade etmiştir.

Toprakların bölünmesi, tarımdaki sıkıntılar, insanlarımız iş bulmak için, şehirlerin varoşlarına yönlendirmiş, iş kuyrukları ve aş için yardım çadırları önünde kuyruklara sokmuştur. İşgücü kalitesinin düşüklüğü, maliyetlerin artması, tarımsal girdilerdeki artış, gübre ve yakıtın yükselişi, alt yapı ve pazarlama sorunları, dış faktörler, tohum, rekabet gücünün olmaması ayrıca tarımsal araştırma ile sermayenin yetersizliği, geleceği görememe adına çiftçi de umutsuzluk oluşturmuştur. ABD'nin her inek için günlük verdiği 2,5 $ sübvansiyon, Afrika'nın % 75'nin günlük geçimine eşit olduğu düşünüldüğünde, ülke üreticisinin rekabet etme şansının ne kadar zayıf olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Gelinen noktada, 106 ülkeden gıda ithal eden ülke konumunda olmamız iyi değerlendirilmeli ve ülkemizin tarımsal yapısının sorunları olarak görülmeli, çaresi de bulunmalıydı.
 
Polatlı'da sıkıntıda olan çiftçileri dinledikçe, Ankara'da pembe tablo çizenlerin aksine, sorunların daha da büyüdüğünü anladık. İlçe çiftçisinin acılarına ortak oluyoruz."Zor günler geçirdiklerini, girdilerin haftalık ve ayda bir yapılan zamlarla, sattıkları ürünlerin hükümetin açıkladığı fiyatların altında olduğunu" belirtiyorlar. AKP Hükümetinden önce tek bankaya (Ziraat Bankası) borcu olan çiftçiyi,  bugün bir çok bankaya borçlu duruma düşürmüş. Özellikle iki bankaya dikkat çekiyorlar. Bize ismen verdikleri bu bankaların, kredi kullandırmadaki kolaylıkları, vatandaşı celp etmiş. Bazıları sanki manipülasyon var diye düşünüyor..Tarla tapusu ve EV HANIMLARININ kefaletleri bankanın makbulleri..
 
Polatlı da yaklaşık 20 bin çiftçi var. Tamamına yakını bankalara rehinli imiş. Her çiftçinin icra kağıtları köy kahvelerindeki masalarda durmakta imiş. Hatta köylüler, icra kağıdı geldiğinde,"DÜĞÜN DAVETİYESİ gelmiş" diyerek dalga geçiyorlarmış! 
 
Kurtuluş Savaşında  düşmanı yenen Polatlı'lı, şimdilerde yabancı ortaklı bankalara yenik düşmelerinin acısını yaşıyorlar... Köye icra için jandarma geldiğinde, traktörlerini dağa kaçırıyorlarmış. Arzuları ise,  Sayın Bakanın köylerine gelmesi ve dağa çıkan(!) traktörleri görmesi  imiş. Daha doğrusu dağa çıkan traktörler için de bir açılım getirmesi... Polatlı caddelerinde kendi kendine konuşan çiftçileri görmek mümkünmüş. " Aklımızı başımızdan aldılar." diyorlarmış.
 
Polatlı İlçesi  Sakarya Savaşının meydana geldiği mübarek bir vatan toprağı. Bu toprağın sevdalısı, Polatlı'lı bir üretici arkadaş " Hakkımızı helal etmiyoruz" diyor ve bize rakamsal örnekler veriyor. AKP iktidar olmadan önce; Mazot: 980 krş., buğday: 350-420 krş., gübre: 200 krş., pancar: 11 krş. idi. Bugünkü  fiyatlar ise; Mazot: 4.150 krş., buğday: 525 krş., Gübre: 1600-1800 krş., pancar: 110-118 krş. Ve soruyor, "Bu girdilerle hangi çiftçi ayakta kalabilir? Nasıl üretim yapabilir?" Son sözü, "Allah bize acısın, malımız bankaya  gidiyor." oluyor..  Dedelerinin, atalarının canıyla, kanıyla korudukları ve emanet ettikleri topraklarının ellerinden çıkacağı korkusu da hakim..
 
Ayrıca, 1986  yılında kurulan Sosyal Dayanışma Fonu yardımlarının Polatlı'da dağıtımından da şikayetler var. Geçmişte kuruluşunda bulunduğum ve amacı üretime dönük, ayrım yapmadan güçsüz, kimsesiz, garibe yardım eden Fonun,  bugün   siyasete alet edildiği yönünde.. Diğer partilerin rahatsızlıkları ise; Kaymakam, AKP İlçe 2. Başkanı, AKP İl Genel Meclisi Üyesi ve AKP Belediye Meclis Üyesinin içinde bulunduğu komisyonun, vatandaşa bu yardımların "AKP'nin yardımı" gibi takdim edilmesi...

Ergun Maraşlı

Bu yazı 1457 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar