Şair, "Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul" demiş...
  • Reklam
Söz Sizin

Söz Sizin

Şair, "Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul" demiş dizelerinde

Esenboğa'dan havalanan uçakta Ankara'ya tepeden bakınca, şairin bu dizelerini hatırladım, Atatürk Orman Çiftliğini görünce. Bazılarının bakışı gibi kibirli ve mağrur bir bakış değildi, benim bakışım. Sadece yeşilin yitip, yendiğini görmenin hüzünü idi bu bakışı. Yeşil sevdiklerini söyleyenlerin, yeşili tıraşlayarak kondurdukları muhteşemin SARAYINA kurban edilen yeşil canlıların ölümü üzerine ağıttı, dudaklarımdan dökülen.

Uçak Atatürk Havaalanı’na inmek için tur attığında bir benzerini görmenin hüznünü tekrar yaşadım, tepeden baktığımda aziz İstanbul'a.

Antalya, Artvin, Ulukışla, Dikili Kaz Dağları, Marmaris, Urla, Bursa ve daha nice yerlerin İstanbul'dan farksız olduğu düşündüm. 12 milyon fidan dikenlerin, son 12 yılda Kayseri büyüklüğünde bir ormanlık arazinin yok olmasını nasıl açıklayacaklarını merak ediyorum. Gezi Parkı'nda bir kaç ağacı küçümseyenlerin, son on iki yılda 164.222 hektar ormanlık alanın yok olmasına seyirci kalmalarının mantığını anlamak zor olsa gerek!

Kentsel Dönüşüm, HES'ler, maden arama sahaları, taş ocakları, TOKİ'lerle yeşili katledip, yeşili istifleyerek rant ekonomisi yaratmayı becerenler, yarınlarda gelecek adına bıraktıkları bu kel mirasla gurur duyabilecekler mi?

Uygarlığın temelidir, yeşil.. Londra'da yüzde 38.4 olan yeşil alan, İstanbul'da yüzde 1,5'e tekabül etmektedir. Fidan dikenlerle, yaş kesenlerin mantığı arasındaki uygarlık farkıdır, bu.

"Çevrecinin daniskacısıyız" diye sözde geçinenlerin, çevremize baktığımızda AVM'ci olduklarını da görüyoruz. Düzmece ÇED raporları ile şehirlere şekil verenlerin, yasaları hiçe saydığını, " Yıksınlar da görelim, sıkıysa" dediğine şahit oluyoruz. Hiç bir bilim adamının onaylamadığı ve hiç bir bilimsel veriye dayanmayan, " Ben yaptım oldu"  yaklaşımı, İstanbul'un sonu olacaktır. Daha şimdiden köprünün her iki yakası ve çevre yolların yapımı bu yeşil katliamın habercisidir..

Yakın gelecekte İstanbul'da 3. köprünün, 3. havaalanının ve Kanal İstanbul'un nasıl bir YEŞİL ÖLÜMLE sonuçlanacağını göreceğiz. Otların bitmediği, yeşilin yenildiği, böceklerin öldüğü, göçmen kuşların kaçtığı, göletlerin molozlarla dolduğu, sebze ve meyvaların yetişmediği ve besiciliğin bittiği bir İstanbul'u hayal etmek zor olmasa gerek? Vatandaş mandanın yok olmasıyla, sütü ve kaymağını da yiyemiyecek ama bir gerçek var ki, birileri rantın kaymağını yiyecek!

Yöre insanın isyanı, çığlığı seçim ortamında duyulmamaktadır. İnşaat alanları açıldıkça, köylü göç ettikçe, su kaynakları tükendikçe, göletler harfiyatlarla doldukça birileri yeşil cinayetin farkına varacaktır ama yeşil cenazenin üstü bir daha kalkmamak üzeri BETONLA örtülecektir.

ERGUN MARAŞLI

Bu yazı 1258 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

Web Analytics
http://addurl.nu z35W7z4v9z8w