Sınır yok...
  • Reklam
Söz Sizin

Söz Sizin

Sınır yok...

Siyaset Nedir?
 
Takım tutmak gibi mi?  Kavga mı?  Paylaşmak mı?  Uzlaşmak mı?  Her söylenen yalanı alkışlamak mı?
 
Bugüne baktığımızda, siyasettin bir kavga niteliği taşıdığını görürüz. Bu kavgalar siyasette dünde vardı, bugünde var. Hangi kavganın daha şiddetli olduğunu mu söylemeliyiz yoksa  kavgasız bir siyasettin olması gerektiğini mi?
 
Siyasettin amacı; toplumda birliği sağlamak olmalıdır.Çıkarları bir kenara iterek, yarınlar adına bir şeyler ortaya koymak olmalıdır Siyaset; Toplumun her kesimini kucaklayacak yapıcı çözümler üretmektir..Şahsi çıkarları, ganimet paylaşımı, yandaş-candaş yaratmayı, toplumu ayrıştırmayı, hırsızlığı, yolsuzluğu ret etmektir,siyaset.
 
Siyasetçinin görevi ise;  hizmet etme idealini kirletmeden, ahlaki bir temel anlayış üzerinden ülkeyi huzur ve refaha erdirmek için, ütopik olamayan gerçekçi projeler üretmektir.
 
Geçmişten bugüne, siyasetçinin yapmış olduğu hatalar, siyasetçiyi yaralamış, siyaset yapmak isteyen gençlerin ve idealistlerin şevkini kırmıştır.Kavganın iktidarı ele geçirmek savı ile yapılması, ülkemizde politikaların temelini oluşturmuştur. Seçim sistemi de işin tadını kaçırmıştır. Herkesin siyaset konuştuğu ülkemizde, çözümler seçilmeye endekslenmiş olup, ideallerin hayata geçirilme şansı da çoğu zaman siyasetçi tarafından ıskalanmıştır.
 
Siyasetteki bu durum haliyle halkı da etkilemiştir." Gelene ağam, gidene paşam" sözü  boşuna mı söylenmiştir? Okumayan ve araştırmayan seçmen yapısı, seçimlerde sürekli değişkenlikler göstermiştir. Liderlerin Tontonluğu, babalığı, sertliği, yürüyüşü, karası-beyazı seçmenin oy tercihine neden olmuştur. Televizyon ve yazılı basının da seçmen üzerindeki etkisini de unutmamak gerekir. Rahmetlik Osman BÖLÜKBAŞI'nın kalabalık topluluklara saatlerce güzel nutuklar çekmesine rağmen oy alamamasını, "Alkışlar bana, oylar ata" diyerek espirili  bir şekilde vurgulaması hala tanıyan ve bilenlerin hafızalarında tazeliğini korumaktadır..
 
Siyasetçi ve seçmen, demokrasinin ayrılmaz ikilisidir. İkisine de çok önemli görevler düşmektedir.. Bu görevin şuurunda olmak gerekir. Seçmen oylarıyla en ideal yönetimi ve iktidarı belirlemek gibi bir vebalin altındadır. "İşi ehline vermesi" imanı gereğidir.

Geçmişte bir gün Rahmetlik Özal seçim gezisine çıkar. Aylardan Temmuz ve  sıcak mı sıcaktır. Akdeniz'de bir ilde miting de, büyükşehirin ne demek olduğunu ve faydalarını anlatırken, "İşte yanımda duran başkanınızda, bundan sonra büyükşehir başkanı olacaktır" der. Heyecanlanan başkan, o  hızla Özal'ın arkasından gezi sonuna kadar il il dolaşır. Hava sıcaklığını daha da artırmıştır. Teknoloji gelişmemiş, makam aracı klimasız, şoför bunalmış haldedir ve de akşam olmaktadır. Özal, Ankara'ya dönüş yolundadır ve Pozantı geçilmiştir. Şoför, "Emriniz" der, "devam" talimatını alır. Aksaray'a geldiklerinde, Makas'ta şoför tekrar sorar" Başkanım Ankara sınırına yaklaştık, emriniz?" Başkan hızını alamamıştır, gülerek " Oğlum yalakalığın sınırı mı olur" der.
 
Yıllar  önce, Trakya'daki  bir ilde bir parti iki milletvekili çıkarır. Biri üniversite mezunu, diğeri ise, halktan birisidir. Üniversite mezunu olan Bakan seçilir. Hizmete devam ederler. Bakan kibar bir adamdır. Zaman zaman ikili köy  kasaba dolaşır, yaptıkları hizmetleri anlatırlar. Bakanın akademik konuşmaları sonucu halktan cılız alkışlar alır, sıra milletvekiline geldiğinde yağar gürler, alkışlar gök gürültüsü gibidir. Bakan kibarca ceketin ucundan çeker, "süvme be kardaşım" diyerek devamlı her konuşmasında milletvekilini  uyarır. Yıllar geçmiş, seçim kapıya dayanmıştır. Yine yollara düşerler. Bakan her zamanki uslubu ile konuşur. Cılız alkışlar. Milletvekili de artık dersini almıştır, yumuşak yumaşak konuşur. Bir, iki gezi.. Bakan hayretler içindedir.Milletvekili arkadaşının konuşması değişmiş ,aldığı alkışlarda zayıftır ve halkta da heyecan yoktur.. Bir başka kasabada bakan konuşur, söz sırası milletvekilindedir. Konuşmaya "Merabayın" diye başlar, ince ince yol alırken, Bakan dayanamaz, ceketinin ucundan hızla çeker sinirlidir, "Süv(küfür), süv be kardeşim" der, makara kopar, hakaret, bağırma, küfür alkışlar art arda gelir. Alkışlar, bağırmalar göğü inletir.. (Olayı nakleden milletvekili,Evren Bulut'u rahmetle anıyorum.)
 
Haksız alkışların, sınırsız yalakalıkların,hakça düzenin ve doğruların hakim olduğu, kavgasız huzur dolu bir siyaset diliyorum...
Ergun MARAŞLI

Bu yazı 1430 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar