Almanlar Yunanistan'ın iflasını mı istiyor
  • Reklam
Süleyman Yaşar

Süleyman Yaşar

Almanlar Yunanistan'ın iflasını mı istiyor

Yunanistan Avrupa Birliği ve IMF ile imzaladığı finansal yardım anlaşmasının altı ay uzatılmasını istiyor. Bu talebe ilişkin dün Euro Grup Maliye Bakanları Başkanı Jereon Dijsselbloem bir twit ile Yunanistan’ın bugün bir mektup göndereceğini açıkladı.
Bu arada Almanya sözkonusu mektupta Yunanistan’ın kemer sıkmaya devam edeceğini ve reform programını uygulayacağını belirtmesini istiyor.

Peki, “nedir Almanların isteğinin teknik ayrıntısı” diye sorarsanız, hemen cevabını verelim. Almanların isteğinin teknik ayrıntısı şu: Yunanistan 2015’te topladığı vergilerin milli gelirinin yüzde 3’ü ve 2016’da 4,5’i oranındaki kısmını harcamayıp borç stokunun eritilmesinde kullanmalı. Yani yüksek tutarda faiz dışı fazla ayırmalı.

Böylece şu anda yüzde 175 olan kamu borçlarının milli gelire oranının 2020’de yüzde 124’e, 2022’de yüzde 110’a indirmesini istiyor Almanlar. Ama bu kemer sıkma programını 2009’dan beri uygulayan Yunanistan, haklı olarak, yüksek faiz dışı fazla ayırmanın milli gelirinin yüzde 22 oranında azalmasına neden olduğunu ileri sürüyor. Ve Yunanistan Maliye Bakanı Varufakis ekonomiyi canlandırmak için faiz dışı fazlanın yüzde 1,5 oranına indirilmesini talep ediyor.

Tabii bu arada Yunanistan, borçlarımı ödemeyeceğim demiyor. Peki, ne diyor? Borç geri ödeme süresinin biraz uzatılmasını istiyor. Çünkü borçların ödenmesi için ekonominin canlanması şart. Aksi hâlde mevcut programa göre Yunanistan daha da fakirleşecek. İşte Almanlar, Yunanların fakirleşmesini dikkate almadan borcun ödenmesini istiyorlar.

Tabii bu koşullarda Yunanistan topraklarının ucuza kapatılması çok kolaylaşıyor. Anlayacağınız Euro Bölgesi’ndeki diğer ülkeler Yunanistan’ın taleplerine iyimser yaklaşırken Almanların sert bir tutum alması “acaba Almanların Yunanistan üzerinde gizli istekleri mi var” sorusunu akla getiriyor.

***
Kürtleri Konya Ovası’na kim sürdü

Konya Ovası sulama projesinin niçin bitirilmediğini yazmıştık. Bunun üzerine pek çok okuyucudan elektronik posta geldi. Bazıları Konya Ovası’nda Kürtlerin çoğunlukta olduğunu bu nedenle iktidarın projeyi ötelediğini ve Kürtlerin topraklarının ucuza kapatmak için böyle bir tercih yaptığını ileri sürdü. Aşağıdaki elektronik posta ise Kürtlerin neden, niçin ve ne zaman Konya Ovası’na sürüldüğünü açıklamaya çalışıyor.
İşte sözkonusu okuyucu elektronik postası şöyle:

“Kürtlerin Batı Anadolu’ya ‘sürülmesi’ planlarının Osmanlı İmparatorluğu’na kadar dayandığı ortaya konuldu. ABD’deki Syracuse Üniversitesi tarafından 2006 yılında yayınlanan kitapta, Sultan Reşad (Padişah V. Mehmed)’ın ‘Kürtlerin nüfusun yüzde 5’ini geçmeyecek şekilde Batı Anadolu’nun Türkçe konuşulan vilayetlerine yerleştirilmesi’ planı yaptığı ancak 700 bin Kürt’ten çoğunun yeni yerleşim yerlerine ulaşamadan yaşamlarını yitirdiği belirtiliyor.

Irak’ın kuzeyindeki gelişmeler ve Türkiye’de terör olaylarının artışı, Kürt tarihi ve siyasetine ilişkin kitapların son dönemlerde sıkça yayınlanmasına yol açtı. ABD’nin ünlü Syracuse Üniversitesi tarafından yayınlanan, yazar Wadie Jwadieh’in ‘Kurdish National Movement, Its Origins and Development’ (Kürt Ulusal Hareketi, Kökenleri ve Gelişimi) adlı kitap da bunlardan biri oldu. 421 sayfalık kitapta Birinci Dünya Savaşı ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında Doğu Anadolu’da yaşanan gelişmeler, uluslararası ve yerel belgelere dayalı olarak anlatıldı.

Kitabın ‘Kürtler ve Birinci Dünya Savaşı’ başlıklı bölümünde şu satırlar yer aldı:

‘Savaş sırasında Kürtlerin sürülmesi olayları önemli boyutta yaşandı. Rus ordularının Türk Kürdistanı’ndaki topraklarından sürülen Kürtlere müdahalesine ek olarak, yerinden edilme olaylarının büyük çapta Osmanlı yetkilileri tarafından organize edildiği görülüyor. Sultan Reşad tarafından imzalanan bir imparatorluk fermanı, Kürtlerin sürülmeleri ve yeniden yerleştirilmeleri planının ana hattını oluşturdu.

Bu plana göre Kürtler küçük gruplara dağıtılıyor ve Batı Anadolu’nun Türkçe konuşulan vilayetlerinde, sayıları toplam nüfusun yüzde 5’ini aşmayacağı özel bölgelere yerleştiriliyorlardı. Kürt ileri gelenleri ve reisleri şehir ve kasabalara konuluyor ve taraftarlarıyla tüm bağlantıları sıkı şekilde yasaklanıyordu. Bleç Şerko’ya göre, Türk göçmen idaresinin kayıtları 700 bin Kürdün evlerini bırakmaya zorlandığını gösteriyor. Kürt kaynakları bu kişilerden çoğunun açlık, soğuk ve hastalıktan dolayı hedeflerine ulaşmadan önce öldüğünü belirtiyor.

Bu yazı 1178 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

Web Analytics
http://addurl.nu z35W7z4v9z8w