Abdülhamit Hayranlığı
  • Reklam
  • Reklam
Tuncer Kırhan

Tuncer Kırhan

Abdülhamit Hayranlığı

Geçenlerde bir arkadaşım; “36 padişah olduğunu biliyoruz da, neden bu cenah Abdülhamit’i yere göğe sığdıramıyor?” diye sorunca bizde anlattık.

Çünkü Abdülhamit ve onun ataları olan Osman oğullarının tümü çağın kültüründen, uygarlığından ülke devletin nimetlerinden yararlanmayı ve devlet yönetiminde yer almayı Türk asıllılara yasaklayan, bu yetki ve nimetleri yabancı soylu dönme ve devşirmelere peşkeş çekmişlerdir. Bu sülalenin son fertlerinden biri olan 2.Abdülhamit babası Abdülmecit’in Ermeni karısı Virjin’in oğludur.

Dönemindeki en önemli olaylardan biri olan gerici hareket 31 Mart vakası adlı siyasi hareketi yaratan odur. Yaşamı boyunca batıya pencerelerini kapatan bir adamdı. Marifetlerini sıralarken elektriğin şeytan icadı olduğuna inanarak kullanımını yasaklayan, gemilerin denizlere açılmasını yasaklayıp tersanelerde çürümesine sebep olan bir devlet büyüyü idi. Dahası kadınların başı açık olmasını yasaklayan, hatta en yakın dostu ve doktoru Reşit Paşa’nın eşi ve kızı Fransa’dan dönerken başı açık diye Paşayı çağırtıp  “eşin gavur ülkesinden moda getirmiş, ya örtünsün, yada geri gitsin” diyecek kadar insafsız biriydi.

Bu Abdülhamit ne mene biriymiş diye incelerken, sanki otuz altı padişah bir yana o bir yana. Devletin kurucuları Osman ve batıya ilk adım atan Orhan yaşamamış gibi, varsa yoksa Abdülhamit. 33 yılık iktidarının 30 yılını Yıldız sarayında hafiyeleri dinlemekle geçiren zavallı bir adam.  Dönemi hezimetler, yenilgiler ve her biri devlete utançlar veren olaylarla doludur. Bu süre içerisinde kazandığı bir tek zafer, bir tek başarı yoktur.

1877 yılında Rus ordusu Osmanlı'ya saldırınca Erzincan'a kadar girdiler, Batı'da Rumeli ve Trakya'nın bir bölümünü ele geçirdiler. Bu yenilgi tarihimizde 93 Harbi olarak anılır. Kuzey'den gelen ve Plevne müdafaasını çökerten Rus orduları İstanbul'u işgal etmek üzereyken Yeşilköy'e kadar dayandılar.

Abdülhamit İngiltere'ye başvurup “Beni kurtarın” diye ricacı oldu ve İngiliz donanması İstanbul'a demir attı. Ruslar Yeşilköy’de 10 katlı apartman yüksekliğinde görkemli bir zafer anıtı yaptı.  Mithat Paşa’yı Taif Kalesi'ne sürdürdü ve orada adamlarına boğdurarak şehit etti. Nice asker ve sivil yurtseverleri Fizan, Yemen gibi en ücra köşelerine sürgün edip hayatlarını kararttı.  Elinde Ertuğrul isimli ahşap bir firkateyni Japon İmparatoru'na nişan ve madalya vermek için Japonya'ya gönderdi. O da Hint

Okyanusu'nun fırtınalı denizlerine dayanamayıp battı ve 587 denizcimiz boğuldu.

Onun döneminde Teselya'yı Yunanistan'a, Kıbrıs'ı İngiltere'ye verdi. Karadağ, Bulgaristan, Romanya ve Tunus elden çıktı. Özellikle Batı ülkelerinden çok korkardı.  1905’te Ermeni terör örgütleri kendisine Yıldız Camisi avlusunda bombalı saldırı düzenledi ve Abdülhamit'in kıl payı kurtulduğu bu patlamada yakınında bulunan 26 kişi öldü.

İttihat ve Terakki Cemiyetinin yurtsever aydınları İmparatorluğun içine düştüğü durumlara artık isyan ediyor, özgürlük isterken, İkinci Meşrutiyet'i ilan etti, 33 yıl aradan sonra Meclis'i tekrar açtırmak zorunda kaldı.

33 yıl boyunca uyruklarına kan kusturdu. Bu süreçte iyi işler de yapmadı mı? Elbette yaptı ama kötülükleri iyiliklerinden çok daha fazlaydı.

Rus ordusunun Yeşilköy'de yaptırdığı görkemli zafer anıtının yanında padişahlık yaparak devletin onurunu çiğneten bu şahıs şimdi “Kahraman ” oldu.

Bu yazı 618 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

Web Analytics