Adalet Yürüyüşünün Ardından
Reklam
Reklam
Tuncer Kırhan

Tuncer Kırhan

Adalet Yürüyüşünün Ardından

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun 15 Haziran’da başlattığı “Adalet” yürüyüşü başarıyla sonuçlanırken iktidar ve yanlıları bu yürüyüşü ve Maltepe mitingine katılan dört milyon insanı kabul edemedi.

Bilindiği gibi yürüyüş, CHP İstanbul milletvekili gazeteci Enis Berberoğlu’nun geçmişte yayınlanan bir haberinden dolayı tutuklanması nedeniyle bir tepki olarak başlarken, Kılıçdaroğlu tutuklamanın yapıldığı Maltepe cezaevine kadar “ben yürüyeceğim isteyen katılır” diyerek yola çıkmıştı.

Bu muhteşem ve mütevazı çıkış Türkiye’de adalet için yapılan en büyük eylem olduğu yadsınamaz. Bu hareketin karşısında muhalif düşünenler Kılıçdaroğlu’nun bu işi başaramayacağını, birkaç gün sonra ayaklarının yürüyemez hale geleceği umudu taşıması, hatta bu işin Kazan’da biteceğini hayal etmişlerdi. Ne var ki yürüyüş 29 gün sonra tıpkı 1453 yılında Fatih Sultanın İstanbul’a girişi gibi şanla şerefle sonuçlanmıştı.

Tabi burada CHP’li olup hatta genel başkanlık yapan anlı şanlı siyasetçi Deniz Baykal’ın Oran sırtlarında yürüyüşler yapmasıyla nasıl bir performans göstereceği düşünülse de o Çayyolu’nda ki evinde oturmayı tercih etmesi CHP’ye gönül verenler üzmüştür.

Zaten merhum Erdal İnönü, onu genel başkanlık yarışlarında “kaçak” olarak değerlendirmesi de bundandır.

Hadi yaşlı başlıdır diyelim, ancak yürüyüşün bir bölümünde olması gerekirdi. Kendisi de bir hukukçu olan ve Ergenekon davalarında “ben bu davanın savcısıyım” diyenlere karşı “ben de bu davanın avukatıyım” diyerek ilk defa adalet için yüreklilik göstermiş olan Deniz Baykal bu yürüyüşte dökülmüştür.

Kamuoyunun merak ettiği gibi sırası gelince en keskin Atatürkçü ve CHP’lilerden olan barolar başkanı Metin Feyzioğlu ile önceki dönem İstanbul baro başkanı Av. Ümit Kocasakal Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof Dr. Yılmaz Büyükerşen kadar yürekli “adalet” arayıcısı olamadılar.

Tabi CHP yönetimi ve seçmeni bunu unutmayacaktır.

Kemal Kılıçdaroğlu ailesi ve binlerce CHP gönüllüsüyle, medya çalışanlarıyla katılımı yürüyüşün bir huruç hareketidir.

Doğrusunu söylemek gerekirse bu performansı AKP’liler göze alamazdı.

Neticede yol yolcusuna yenilmiş ve zafer kazanılmıştır.

Ertesi gün yapılan muhteşem miting üzerine pek çok haber yapıldı.

Özellikle İngiliz yayın kuruluşu BBC, “bugün binlerce kişinin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Yönetimi’ne karşı 450 kilometrelik yürüyüşün sonunda İstanbul’da dört milyon insanı toplandığını”

duyururken, Muhabir Mark Lowen, yürüyüşü “Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı eşi görülmemiş bir meydan okuma gösterisi” olarak nitelendirdi.

Türk basınında yandoş olmayan gazeteler ise; Kılıçdaroğlu'nun başlattığı yürüyüş, CHP içindeki “lider tartışması”nın sona erdiğini ifade etmişlerdir.

Kılıçdaroğlu'nun sabırla, kimseyi ötekileştirmeden, kendisine yapılan hakaretlere yanıt vermeden yaptığı bu uzun yürüyüş, sadece CHP'de değil, 16 Nisan referandumunda, içinde CHP'nin de olduğu “hayır” cephesinin de liderliğinin önünü açmıştır.

2019'da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde -istese de istemese de- Kılıçdaroğlu'nun adaylığı yadsınamaz ifadesi kullanılırken,Türk basınından Zeynep Gürcanlı: Artık, ‘Türkiye eşittir Erdoğan değil” diye başlık atmıştır.

Öyle görünüyor ki iç siyasette “başkanlık gelecek terör bitecek” diyenlerin işi pek kolay değil.

Bu yazı 964 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar