Perşembe'nin gelişi
  • Reklam
Tuncer Kırhan

Tuncer Kırhan

Perşembe'nin gelişi

Yerel seçimlerin böyle olacağı belliydi. Bunu kabul edemeyen Cumhur ittifakı saldırdıkça saldırdı.

Tıpkı Karslı ozan Aşık Şenlik bir  şiirinde “Ne ki var toplasın gelsin saldırsın, can  sağ iken yurt vermeyiz düşmana”  Her gün meydanlarda çay dağıtmalar,, televizyonlar,  boyalı  medya organları ile saldırının olduğu yerde halk düşünür.

Yapay gündemli siyaset dilini bir yana bırakıp, tehlike çanları çalan ekonomiyi unutursak, sayın Erdoğan’ın seçmeni üzerinde etkili olduğu posta koyma imajından da uzaklaşırsak! 

Geriye bir şey kalmıyor. 

Her ailede iki işsiz olmasının bir aile için ne demek olduğunu biliyorken, ülkemizde 20 milyon işsiz bulunduğunu, işsiz ve yoksul babanın, atanamayan öğretmenin canına kıydığını unutmazsak!

Burası da  çok önemli... 

Mağrur ve mağduru iyi oynayan yönetimin çizdiği pembe değil pespembe tablonun arka planını iyi okursak, yönetime iyi gelen, ancak halkı yerle bir eden gerçekleri görebilirsek, 2009 yılında 200 lira ile 131 dolar aldığımızı, bugün 200 lira ile 39 dolar aldığımızı unutmazsak!

Burası çok önemli… 

Dünyayı  hizaya sokmaya özenirken “bizim sabrımızı zorlamayın!” diye ayar çekerek, miting meydanlarında halka 100 gramlık çay paketi atarak, üzerinde adayın yazdığı gübre çuvallarını vatandaşa dağıtarak ekonominin düzeleceğine inanırsak vay halimize!

Bakın burası çok önemli… 

“Okkalı bir Osmanlı tokadı söylemleriyle sandıklarda ders vermeye  hazır mısınız?”diyerek devlet destekli, otobüslerle taşımalı propaganda sürecinin tam gaz sürdüğü sırada; pahalılık, yoksulluk, adam kayırma, katlanan dış borç, betonlaştırılan kentler, borcunu ödeyemediği için 19 milyon 700 bin abonenin kesilen elektrik ve doğalgazını unutmayıp, yine de bir sürü söz bulurken!

Bakın burası çok önemli… 

Sevginin, şefkatin, huzurun yok edildiğini, hoyratlığın, kabalığın, ayrıştırıcı dilin benimsendiğini, haykırmanın, korkutmanın, baskının, “bedel ödeyecekler!” diyerek savrulan tehditle  egemen olduğunu, iç ve dış düşman hayalciliğinin prim yaptığını, gerilimden ve kavgadan medet umulduğunu unutmazsak! Bakın burası çok önemli… 

“Zillet, millet, beka” diye diye gözlerin korkutulduğunu, taraflarca; “31 Mart’ın köprüden önceki son çıkış ve bu seçimin bir milat olduğunun” altının sık sık çizildiğini, böylece; dış borcun unutulduğunu, kur arttıkça batan ya da konkordato ilan edenlerin sayısının çokluğuna bakılmadığını hatırlarsak,

Bakın bu çok önemli… 

Devletin imkanları kullanılarak doldurulan meydanlarda kullanılan kötü dilin nelere mal olduğunu unutmazsak, neyin açıldığı bilinmeyen açılış, temel atma, kurdele kesme törenlerini iktidar partisinin propagandasına dönüştürüp, seçim kampanyasına çevirmezsek! Bakın burası  çok önemli…

Seçim meydanlarında, nezaketin kaybolduğu sırada “Bunlar daha senin iyi günlerin, asıl fatura sana kesilecek.” Kılıçdaroğlu için “Milletvekilliğine güveniyor, avukatlarımla görüşüyorum, gereken ders verilecek.” Ve Ankara’nın muzaffer Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş için; “Kazansan bile görev yapamayacaksın” Ekrem İmamoğlu için “İstanbul’un kıyısında bir belediye başkanı” demekle insan küçültülmez büyür.

Zaten onlar da baharın geleceğini gördükçe celalleniyordu.

Burası çok Önemli…

Şimdi ülkeme bahar geldi, gözün aydın Türkiye’m.

Bu yazı 5271 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

Web Analytics
http://addurl.nu z35W7z4v9z8w