Dinden çıkaran matematik
  • Reklam
  • Reklam
Uğuralp Dilek

Uğuralp Dilek

Parrhesia

Dinden çıkaran matematik

Doğrudur; bir Müslüman, Hristiyan cemaatine yönelik bir saldırı yapsaydı yer yerinden oynardı. Yeni Zelanda’da belli ki katıksız bir sosyopat olan Hristiyan’ın elli Müslüman’ı katletmesi o kadar da ses getirmedi. Yalnız Yeni Zelanda başbakanının duruşu konuşuldu, o da ölen Müslümanlar değil kendi vatandaşları olduğu için tepkisini yüksek perdeden ortaya koyuyor.

Doğrudur; Gazze’de bugün katledilen Müslümanlar yerine Yahudiler olsaydı bütün dünya bölgenin başına üşüşür, barış ve demokrasi çığlıkları atarlardı. Bosna’da soykırıma uğrayan Müslümanlar yerine bölgenin Katolik veya Ortodoks halkları olsa uluslararası müdahale hemen gerçekleşirdi. Suriye değil de Norveç, Irak değil de Polonya olur muydu? DEAŞ, El Kaide, Taliban gibi gruplar Müslümanları katlederken görülmezken yalnız Batı’da eylem yapınca gündem olmuyorlar mı?

1980’lere kadar Sovyetler Birliği, sonrasında ise ABD uydusu haline gelen İslam dünyası halen daha nasıl oluyorsa dünyanın en antipatik güruhunu ve birinci güvenlik meselesini oluşturuyor. Kesin olan, panislamizm gibi kokuşmuş bir ideal ve Neo-Osmanlıcılık gibi mesnetsiz bir analizle bu durumu değiştiremeyeceğimizdir. O yüzden bin yıl geriye gidip dananın kuyruğunun koptuğu yeri hatırlamamız lazım.

İsa’dan altı yüzyıl sonra doğmuş olmasına rağmen İslamiyet, bilim ile iman arasındaki kavgayı Hristiyanlardan önce gerçekleştirmiştir. İslamiyet, henüz 11. Yüzyıl içinde, hoşgörü ve akıl ile çıktığı yolda Antik Yunan filozoflarını ve eserlerini Batı’dan çok önce özümsemiş ve bireyselciliğin temellerini atmıştı. Batı’nın dört yüz yıl sonra Aydınlanma diyeceği kavramlar Aristo’nun, Sokrates’in ilminden geldiyse de İbni Sina, Farabi ve İbni Rüşd gibi kalemlerce şekillendirilmiştir. Yok olmadan önce Yunanca’dan Arapça’ya çevrilen ilimler, Batı dünyasına yeni dünya arifesinde Arapça’dan çevrilerek ulaştı. Başlarda Batı bunu hiç inkar etmiyordu. Felsefe, matematik, astronomi, fizik, kimya, tıp ve müzik alanlarında seçkin çalışmalar yapan İbni Sina hocamız Avicenna; ahlak, astronomi, edebiyat, felsefe, fizik, mantık, matematik, politika, psikoloji, tıp ve zooloji ilimleri üstadı İbni Rüşd hocamız Averroes adıyla Hristiyan literatürüne girdi, onurlandırıldı.

Hristiyanlar İncil’i kurcalamak bir yana Papa’nın karşısında dik oturmaya cesaret edemezken, insan aklına methiyeler düzecek ilk sözde kafirleri Ockhamlı William daha dünyaya gelmemişken İslam dünyası din felsefesi tartışıyordu. Molla Gazali ve avanesi, Farabi’nin ve İbni Sina’nın İslam felsefesi anlayışını şiddetle eleştiriyor, insan aklının ortaya çıkarabileceklerini reddediyor ve yalnız yobaz bir İslamiyet inancı taşıyorlardı. Gazali için İbni Sina yaptıklarıyla cehennemlikti, adi bir kafirdi. Farabi de İbni Sina kadar zeki olmasa da, onların öncüsü olarak başı ezilmesi gereken bir yılandı. İnsanın matematik ilminin inceliklerini ve kesin formüllerini görünce, felsefecilerin hatalı düşüncelerinin ve ortaya koyduğu bütün ilim dallarının matematik gibi sağlam bir temele dayandığını zannedeceğini söyledi. Böylece Müminler, matematik vasıtasıyla İslam dinini hafife alacak, küfür olan bazı görüşleri doğru kabul ederek küfre düşeceklerdi. “Filozofların Çelişkileri(Tahâfut al-falâsifa)” adlı kitabı yazarak pozitivist İslam alimlerine itibar kaybettirdi, bulduğunu kırbaçlattırdı. İslam dünyasının ilerleyişine karşı o kadar sistematik çalıştı ki, şöyle bir 18. yüzyılda yaşamış olsa İngiliz ajanı olduğunu söylerdik.

İslam dünyasının ilerleyişi Gazali ile durduktan sonra, Batı’da sis perdesi Ockhamlı William ile aralandı. Aydınlanmaya, din ve devlet işlerinin ayrılmasına, devrimlere giden yol açıldı. Doğu’da ise bundan sonra gerçekleşen bütün ilerlemeler hemen hemen askeri alanda yoğunlaştı, zira yalnız Darül Harb’ı ortadan kaldırma mefkuresine hizmet edilmeliydi.

Bin yıldır değişen pek bir şey yok. Bugün dahi atomu parçalamıyoruz, uzay bilimlerinden anlamıyoruz; montaj sanayisi işleterek topla tüfekle uğraşıyoruz. Çünkü bin yıl önce ilmimizin önü kesildi ve savaşçılığa kanalize olduk. Matematikten hala anlamıyoruz, dört işlem bilmeyen on binlerce lise mezunu gencimiz var. Elin oğlu bir “joystick” ile hepimizi havaya uçurabilecekken, biz hala ısrarla piyade yetiştiriyoruz. Bin yıl geriden geldiğimiz yetmiyor, fark her geçen gün daha da açılıyor.

Sonra soruyoruz, neden bizim canımızın kıymeti Hristiyanlar kadar değil? Bir buçuk milyar toplam nüfusu ve 63 ülkesiyle Müslüman toplumunun neden uluslararası toplumda bir gram yaptırım gücü yok? “İslamofobi” propagandasına nasıl karşı koyabiliriz?

Teknoloji, bireycilik, akılcılık, pozitivizm, felsefe, hümanizm falan bunlar sonraki mesele… Önce hala ülkemizin ve İslam dünyasında çoğunluğun Molla Gazali’ye atfettiği büyük değerleri ve sevgiyi sorgulamak lazım. Geçmişi okumadan, bugünü anlayamayacağımız gibi, yarını da değiştiremeyiz.

DÖVİZDE FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK

Bakan Berat Albayrak’ın pek sempatik Trabzon konuşmasını takip ettiğim sırada ilk kez seçim sonrası yaşanacak bir döviz artışı konusunda işkillendim. Hemen ardından vadeli döviz mevduatında stopaj oranı bir yıla kadar olan hesaplarda yüzde 20, bir yıl üzeri olan hesaplarda yüzde 18’e yükseltildi. Endişem arttı.

Dün ABD Merkez Bankası FED’in faizleri sabit tutması ve genel bir resesyon resmi çizmesinin ardından biraz gerileyen dolar hemen toparlandı ve bugün itibariyle günlük yüzde 2 değerlenerek Finans uygulamama peşi sıra alarmlar eklememe sebep oldu. Yakın gelecekte beklediğim zam haberleri hem keyfimi hem uykularımı kaçırıyor.

ABD’deki gururumuz, Nobel yolundaki iktisat profesörü Daron Acemoğlu’na Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın teklif edilmesi, bir dedikodu da olsa, yüzümüzü güldürmeye yetmişti. Keşke hocamız şimdi çıkıp bize her şeyin yolunda olduğunu söylese… Vallahi çok ihtiyacımız var.

DİNDEN SOĞUTAN “SÖZDE” DİN ADAMLARI

Mersin’de 12 yaşındaki bir kız Kuran Kursu veren mahalle imamı tarafından tecavüze uğradı. Hadise adli makamlara intikal ettiğinden şu noktada bu konu özelinde bir yorum yapmayacağım. Yalnız, son yıllarda bu gibi olayların artış göstermesini endişeyle takip ediyoruz. Minberde Suriyeli kadınla basılanlar mı dersin, Kuran eğitimi veren yurtta erkek öğrencilerin istismara uğraması mı dersin müthiş bir sapkınlık gırla gidiyor.

Bütün dinlerin yasakladığı davranışlar sözde din adamlarının bir kısmında hissedilir biçimde görülür olmuş, bu insanların ruh sağlığı artık rehabilite edilemeyecek şekilde bozulmuştur. Din adamları şeklinde genelliyorum çünkü bu sapık kişilikler katiyen İslam’ı temsil etmediği gibi, bu olaylar da yalnız Müslüman coğrafyasında yaşanmıyor. Tarih sahnesinde ve günümüzde Papalığın ciddi bir kısmı aynı ruh hastalığından muzdariptir. En büyük papaz istismarı skandalı daha yeni ABD’de patladı, Oscar’lık “Spotlight” filmine ilham oldu. Daha yeni Katolik kilisesinin önde gelen kardinallerinden Avustralyalı George Pell iki erkek çocuğa cinsel tacizden 6 yıl hapis cezası aldı.

Bizim burada Hristiyan aleminden eksiğimiz sapıkların bizde daha çok olması değil, cezalandırma ve teşhir aşamasında gösteremediğimiz duyarlılıktır! Bizde olaylar pek nadir basına yansıyor. Mahkemelerimiz caydırıcı cezalar veremiyor. Ahalimizde sapıkları kurtarmak için yalancı şahitlik yapanlar çıkıyor.

Öncelikle bu kişileri bir daha gün yüzü göremeyeceği şekilde hukuki yaptırımlara maruz bırakmalıyız ki, cezasız yırtanlar başka sapıkları harekete geçmeye teşvik etmesin. Sonra bu sapıklara toplum olarak hukukun veremeyeceği cezayı verip, onları en ağır şekilde dışlamalı ve izole etmeliyiz. Din kisvesi altında her şeyi yapabileceğini sanan bu aşağılık mahlukatın soyunu tüketmenin yolu budur.

GAME OF THRONES ÜZERİNE

Nisanın 15’inde final sezonunu ABD ile aynı zamanlı izlemek için sabah 4’te televizyon karşısına geçeceğim dizi tarihinin seyrini değiştiren efsane yapım Game of Thrones’a bir geçmiş sezonlar panoramasıyla selam çakmak istedim.

Keşke Ölmeseydi Dediğim Karakterler: Stannis Baratheon, Tywin Lannister, Ned Stark, Oberyn Martell.

Keşke Ölse Dediğim Karakterler: Brienne Tarth, Cersei Lannister, Grey Worm, Theon Greyjoy.

Daha Çok Görmek İstediğim Eşleşme: Tormund ve Hound.

Daha Çok Görmek İstemediğim Eşleşme: Bran Stark ve Samwell Tarly.

Dizinin En Antipatiği: Kings Landing halkı.

Dizinin En Sempatiği: Tyrion Lannister.

Tanıdıkça Sevdiğim: Jaime Lannister

Tanıdıkça Soğuduğum: Daenerys Targeryen

En Güzelleri: Margaery Tyrell (Nur içinde yatsın.)

En Çirkinleri: Gregory Clegane

En iyi hane sloganı: Baratheon Hanedanı – “Bizimkisi Hiddettir”

En kötü hane sloganı: Stark Hanedanı – “Kış Geliyor”

En İyi Müzikler: Winter Has Come, You Are No Son of Mine, Rains of Castamere, Warrior of Light.

Bu yazı 1757 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

Web Analytics
http://addurl.nu z35W7z4v9z8w