Gelecek yıla dair temenniler
  • Reklam
Uğuralp Dilek

Uğuralp Dilek

Parrhesia

Gelecek yıla dair temenniler

Bugünlerde bütün gazetelerde takip ettiğim köşe yazarları 2018 panoraması yapma yarışına giriştiler. Sabah gazetesi okurken 2018’in ne kadar başarılı geçtiğini, Sözcü gazetesi okurken ise tarihimizin en kötü yılı olduğunu öğrendim. Aynı olayların birbirinden ne kadar değişik yorumlanabildiğini görünce fark ettim ki herkes kendi açısından toplumsal gerçeklik inşa etme telaşında ve bu bağlamda kendine göre almanak oluşturuyor.

Benim için bu yüzden geçmişte olup biteni konuşmanın manası yok. Arkama bakarak ne karamsar ne de mağrur olmak istemiyorum. Ne güzel söylemiş Mevlâna Celaleddin Rumi: Dünle birlikte gitti düne ait kelimeler; artık yeni şeyler söylemek gerek, yeni yepyeni sözler.

Yeni yılın henüz başlarında bir seçime gideceğiz. Bu seçime giderken “tarihimizin en önemli seçimi”, “son çıkış” ve “beka” gibi kavramları kullanmayalım. Ben bildim bileli her seçime bu yakıştırma yapılıyor. Bir şeyi bin kere söylediğinizde anlamını yitirmesi kaçınılmaz olur. Tabii ki bu durum seçimi önemsiz ve anlamsız görmek demek de değildir. Muhakkak oy kullanalım. Oy vermenin anayasal hak olmanın yanı sıra anayasal görevimiz olduğunu unutmayalım.

Mevzubahis inşaatsa gerisi teferruattır düşüncesinden vazgeçelim. İnşaata endeksli ekonomik büyümenin uzun vadede yaratacağı sorunları dikkate alalım. Turizm ve hizmet sektörüne teşvik artarak devam etsin, sanayi üretimi konusunda da özel sektörü yüreklendirelim.

Akademisyenlerimize sahip çıkalım. Akademik personel sayısı ülkemizde çok yüksekken, bunların verimliliği Suudi Arabistan’dan bile düşük durumda. Bunun çaresi eğitimdir, mesleğin standartlarının yükseltilmesidir, özgür düşünce ortamının yaygınlaştırılmasıdır. Türkiye kendi Rönesans’ını yaşamalı.

Markalaşma faaliyetlerimizi hızlandıralım. Devletin özellikle savunma sanayisinde yakaladığı ivmeyi, diğer sektörlere de taşıması gerekiyor. TSE, TPE, TÜBİTAK gibi kurumlarda liyakat esasına göre yeniden yapılanmaya gidelim. Yerli otomobili, ithal ikamesi olmadan yapalım. Devlet teşviklerinin ve yardımlarının, vergi muafiyetlerinin ve özel sektöre gösterilen diğer müsamahaların takipçisi olalım. Bu büyük iş adamlarından devletimizin daha önce yediği büyük kazıkları, hortumlanan bankaları unutmayalım.

Emeklilikte yaşa takılanlar meselesi ile Türkiye’nin liberal politikalarla imtihanı bir kez daha gündeme gelmiştir. Türkiye bugün bir sosyal devlet ise diğerlerine verdiği gibi bu insanlara da hakkını vermek zorundadır, yaşadığı ve yaşattığı sistem bunu gerektirir. Hak sahibinden hakkını esirgemektense, devletin artan yükünü omuzlayabilecek nitelikli genç nüfus inşa edilmesi ajandasına bağlı kalınması yerinde olacaktır.

Türkiye’de dava ve ceza zamanaşımı sürelerinin gelişmiş ülkelerden çok yüksek olması, kolluk güçlerinin ve adli makamların yetersizliği ile ilişkilendirilmektedir. Af veya ceza indirimi yerine esasen bu zamanaşımı meselesinin düzenlenmesi gerektiğine inanıyorum. Ayrıca, modern hukuk sisteminde hiçbir yeri olmayan ve evlenip boşanmayı bir endüstri haline getiren süresiz nafaka gibi ucube bir kavramdan yeni yılda kurtulmalıyız. Avukatlar için de Amerika’daki gibi baro sınavı uygulaması getirilmeli, mesleğe ipini koparanın kabulü ile ortaya çıkan prestij kaybının önüne geçilmelidir.

Üzerinde birçok laf kalabalığı yapılmasına karşın, AB ile Türkiye ilişkileri Kıbrıs Cumhuriyeti’nin birliğe kabulüyle kopmuştur. Türkiye, adadan çekilmeyecek ve dolayısıyla bu devleti bir üye ülke olarak asla tanımayacaktır. Hal böyleyken Avrupa Birliği Bakanlığı’nın kapatılmasıyla başlayan umut verici süreç devam etmeli ve AB müzakereleri sonlandırılmalıdır. Türk vatandaşlarına vize serbestisi maalesef korkunç bir palavra olarak, Suriyelilerin Avrupa’ya geçişi önünde duvar olmamız için ortaya konulmuştur. Bu iade anlaşmasının yeni yılda yürürlükten kaldırılması ve mültecilerin AB’ye geçişine en azından engel olunmaması milletimizin çıkarına olacaktır.

Askeri vesayeti ortadan kaldırmak için 15 Temmuz alçak darbe girişimi arkasından atılan pek çok adımda isabet olduğunu söyleyebiliriz. Öte yandan askeri liselerin ve harp okullarının kapatılması ve askeri yargının lağvedilmesi maalesef doğru aksiyonlar içinde yer almıyor.  Nasıl ki öğretmen, imam ve hemşireler çekirdekten yetiştiriliyor; subaylar için de bu şarttır. Askeri yargının da gerek mevzuatı gerek yorumlanması açısından sivil mahkemelere taşınması yanlıştır. Yeni yılda askeri okullar ve mahkemelerle ilgili küçük de olsa dostane bir tavır bekliyorum.

Hayvanlara eziyet etmek bir kabahat değildir, suçtur. İstisnai haller dışında hayvanlara şiddet uygulayanlar şüphesiz “canavarca his zevki” sahibidir. Bu insanlar öncelikle zorunlu rehabilitasyondan geçirilmeli ve kısmi akıl hastası olarak görülmelidir. Toplumsal farkındalık kazandırmak ve bu hasta kişileri rehabilite etmek cezaların artırılmasından daha kesin sonuç verecektir, bu konuya eğilmekte fayda vardır.

İdarenin üstünlüğü çerçevesinde devlet, yüksek fiyatlardan garanti verdiği özel sektör ortaklarını yola getirmelidir. Köprünün, yolun, kanalın, barajın, tünelin, tüp geçitlerin gereksizliğinden dem vurmak muhalefet adına ne kadar yanlışsa, bunların halkın cebinden fahiş fiyatlarla tahsil edilmesi de iktidar adına o kadar ciddi bir organizasyon problemidir. İhaleler baştan aşağı gözden geçirilmeli, bu hatalara neden olan bürokratlara bedel ödetilmelidir.

Andımız tekrardan okutulmaya başlanmalıdır. Varlığı romantik bir milliyetçiliği temsil eder ve üniter devlet yapımızla örtüşür. Bunun kavgası İslamcılar ve Kürt milliyetçilerini, Türk milliyetçilerine karşı ortak cephe açmaya ve üstünlük sağlamaya sürükler. Bu da üniter Türk devleti için felaket olur. Andımızı reddetmek, anayasadaki Türk ibaresini reddetmek ile aynı anlama gelir. Bu meselenin de tez elden çözüme bağlanması yeni yıldan dileğimdir.

Herkese mutlu, huzurlu ve bereketli bir yeni yıl diliyorum.

FATİH DÖNMEZ VE VELİ AĞBABA

Yeni sistemimizin ilk Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı sayın Fatih Dönmez, elektrik ve doğalgaz zamlarının cep yakmaya başladığı ekim ayında çıktı ve dedi ki: “Avrupa'da en ucuz benzin bizde, elektrik fiyatında en düşük 3. ülkeyiz.” Ayakta alkışlandı.

Ana muhalefet partimizin genel başkan yardımcısı ve Milletvekili sayın Veli Ağbaba, sendikaların bile beklemediği bir zam asgari ücrete geldiğinde çıktı ve dedi ki: “AB genelinde asgari ücretler Hollanda’da 1.430 Euro, Almanya’da 1.102 Euro, Fransa’da 1386 Euro iken ülkemizde yeni zamla 336 Euro olmuştur.” Ayakta alkışlandı.

Şimdi bu insanlar cahil insanlar değil, bundan şüphem yok. Öte yandan halkı cahil yerine koyduklarından da şüphem yok. Sayın bakan Türk lirasının Euro karşısındaki erimesini kullanarak zamlı faturalı haklı çıkarırken; sayın milletvekili de aynı yolla ücret artışını küçümsemektedir.

İki beyan da birbirinden mantıksız olmasına rağmen, aynı bağlamda anlam kazanıyor: Asgari ücret Euro bazında düşükse, en ucuz elektrik de bizimkidir. Bu kadar manasız bir popülizm de Türkiye’den başka yerde yapılamaz. Tebrikler sayın bakan, tebrikler sayın genel başkan yardımcısı.

BİR KİTAP: OTELLER KİTABI

Nedendir bilmem, geçenlerde TOEFL İngilizce sınavı denemesinin konuşma bölümünde “Kiminle bir saat sohbet etmek istersiniz?” sorusuna Ferhan Şensoy cevabını verdim. Kendisini anlatırken Türk tiyatrosunun bir numaralı aktörü, yazarı ve dahi tanımlamalarına yer verdim. Eve dönünce kitaplığı karıştırdım ve Oteller Kitabı adlı şaheserini buldum. Bir kez daha okudum ve bir kez daha kendisine hayran oldum. Diğer kitaplarını ve oyunlarını da okumama rağmen Oteller Kitabı benim için her zaman onun en iyi eseri olarak kalacaktır. Yine de eğer onu bulamıyorsanız, İngilizce Bilmeden Hepinizi I Love You ve Ferhantoloji kitaplarını da öneririm.

Bu yazı 1046 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

Web Analytics
http://addurl.nu z35W7z4v9z8w