Devleti dışarıdan düşünmek
  • Reklam
Ümit Kardaş

Ümit Kardaş

Devleti dışarıdan düşünmek

Ömer Faruk, “Devlet dışı” düşüncenin dinamikleri üzerine kaleme alınmış kolektif bir çalışmanın editörlüğünü yaparken Deleuze ve Guattari Perspektifinden devlete dışarıdan şöyle bakıyor.

“Silahı tasarlayan ve yapan düşünsel kuvvetle (etkin) silahı kullananın düşünsel kuvveti (tepkisel) farklıdır. Silahı yapan bilgisayarı, atom bombasını ve telefonu da yapmış; gücünü bedenlere sindirebilmek ve diğer insanların da katılımını sağlayabilmek için üniversiteleri, televizyonları ve gazeteleri kurmuş; banka ve borsa gibi dünya çapında finans örgütlenmeleriyle yaygınlığını artırmıştır.

İki devlet kuvvetinin savaşmasından devlet dışı bir sonuç çıkmaz. Bir devlet kuvvetinin daha çok mağdur olması onun devletsi özelliğini azaltmaz; mağdur devletin ulaşabileceği en iyi sonuç başka bir devlettir. Devlet düşüncesinin nitelikleri üzerinde düşünmeden ‘devlet-dışı’ bir pratik yapılamaz.

Devletin nasıl davranacağına dair kimi öngörülerde bulunabileceğimiz bir devlet teorisinden yoksunuz; siyasetin silah karşısında bu denli güçsüz olduğunu bile kestiremedik, bu bizim düşünsel sefaletimizdir.”

Faruk, organize suç liderliğinden mahkûm olmuş, mafya babası olarak tanınan Sedat Peker’in yetkili devlet kurumlarından izin alarak miting yapabildiği, polis koruması eşliğinde seyahat ettiği topraklarda yaşadığımızı, mafya tarihinde de ilk kez görülen bu vakıanın mafyalaşmış devletin alenileşmiş ve kitleselleşmiş karakterini göstermesi açısından çok önemli bir örnek olduğunu belirtiyor.

Miting alanına Sedat Peker ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın resimlerinin yan yana olduğu afişler asılıyor Peker, Erdoğan’ın destekleme gerekçesini şöyle anlatıyor: “Recep Tayyip Erdoğan’a diz çöktürürlerse bu devlete de diz çöktürecekler.” Yani devlet “Erdoğan”dır ve onu korumak “devleti ve vatanı korumaktır” diyor.

Peker, PKK aleyhinde atılan sloganlar üzerine şiddet diliyle konuşuyor: “Vatandaşın kendini savunma hakkı doğarsa, meşru müdafaa hakkı doğduğu zaman; adeta dünyanın şah damarları kesilmişçesine oluk oluk hepsinin kanlarını akıtacağız.”

Türkiye’de mafyanın tarihsel olarak İtalya’da olduğu gibi siyasal sisteme alternatif oluşturacak şekilde sosyal, siyasal ve ekonomik kurumlar üzerinde etkili olmadığı aksine bu örgütlenmelerin devleti temsil eden siyaset ve bürokrasinin himayesinde ve gözetiminde var olduğu açık. Devlet geleneksel olarak kriminal araçlar kullanarak hukuk dışına çıkmakta beis görmediğinden mafya örgütlenmeleriyle aynı karede görülebilmekte. Peker vakıası bunun vahim bir örneği.

Faruk’un sözünü ettiği devlet-dışı düşünceyi edinebilmek için devletin ne olduğunu tartışmamız, devlet hakkında bir fikrimizin olması gerek. Nitekim devlet bize ne olduğunu anlatırken, kendisine nasıl bakmamız gerektiğini de söylüyor. Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 1990 yılında “Devletin kavram ve kapsamı” isimli bir kitap yayınlıyor. Faruk, akademisyenlerin ve sol düşünceye sahip siyasetin devletin bu yayınını merak etmemelerini ve devlet-dışı düşünce kavramıyla ilgilenmemelerini eleştiriyor.

Muhafazakâr dindar kesimin “devlet dışı düşünce” geliştiremeyeceği ve merkezde otoriter devletçi yapılara teslim olduğu anlaşıldı. Solun ise devletin ideolojik aygıtı olarak geliştiği ve atalet hâlinde olduğu görülmekte.

Oysa solun hem dünyada hem Türkiye’de devletçi anlayışa dayalı tahakküm yapılarının geriletilmesini öngören bir özgürlükçü talebi dillendirmesi gerekir. Bunun için de her alanı devletleştirmeye çalışan merkeziyetçi yaklaşımlara karşı çıkma zorunluluğu bulunmakta.

Solun, “devlet-dışı düşünce” zaviyesinden bakarak her alandaki tahakkümcü yapıları geriletecek öneriler getiren bir temelde tartışmalar yapması ve yeni fikirler üretmesi gerekmekte. Entelektüelleri özgürce fikir üretemeyen ülkeler her zaman geri kalmaya mahkûmdurlar.

Bu yazı 1424 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

Web Analytics
http://addurl.nu z35W7z4v9z8w