Özgecan sistemin kurbanı
  • Reklam
Ümit Kardaş

Ümit Kardaş

Özgecan sistemin kurbanı

Genel olarak enformasyon ve iletişim araçları ya da başka bir adlandırmayla zihin teknolojileri, kontrol teknolojileri olarak işlev görmekte ve kontrol toplumları yaratmakta. Bireylerin ve grupların isteklerinin kontrolü ve yönlendirilmesi yoluyla var olma imkânları yok edilmekte.

Nilgün Tutal Cheviron, özellikle televizyon bağlamında ele aldığı bu meseleyi “Televizyon ve İçimizdeki Şiddet” isimli kitabında irdeliyor. Tutal, televizyonun zihinlerimizi nasıl köleleştirdiğini, gerçeklik algımızı nasıl kaybettiğimizi anlatıyor. İnternet, kamera, video, telefon ve televizyonla çevrili hayatlara hâkim olan seyirlik şiddet ve gerçekliğin uzaktan temsili hakkında gençlerin neler düşündüğünü tartışıyor. Tutal’ın öğrencileri olan gençler bu tartışmaları kurgulanmış gerçeklik ve şiddet arasındaki ilişki üzerinde yoğunlaşan sinema yönetmeni Michael Haneke’nin 1992 yılında çektiği “Benny’nin Videosu” isimli filmi üzerinden yapıyorlar.

Şiddetin egemen olduğu çağımızda televizyon ve diğer ses ve görüntü kayıt araçları her evde modern hayatın simgeleri.. Tutal’ın Haneke üzerinden yaptığı tespitle televizyon modern insanın iç yaşamına şiddeti konu edinen haberler taşımakta, ayrıca bize yaşadığımız dünyanın nasıl bir yer olduğuna ilişkin tanıyı da koydurtmakta..

İletişim ve enformasyon ağıyla kuşatılmış bir şekilde yaşayan insanın gerçeklikle ilişkisi dönüşmekte. Tutal’a göre; Haneke, şiddet odaklı haberlerin ya da şiddet içeren aksiyon filmlerinin şiddet içeren eylemleri özendirdiği üzerine bir argüman kurmuyor. Doğrudan kurulacak bir neden- sonuç ilişkisine direniyor. Bu noktada seyircinin kendisini, ilişkilerini, çağını ve sorunlarını sorgulamasını istiyor. Orta sınıf bir çekirdek ailenin hayattaki iletişimsel ve ilişkisel yapısını gösteriyor.

Toplumdan kopukluğu ve yalnızlığıyla Y kuşağı televizyona ve internete sığınırken herhangi bir tüketim nesnesini tüketir gibi görselleştirilmiş şiddeti de tüketmekte. Bu kuşak bakımından şiddet ve ölüm imgeleri de dâhil her şeyi tüketerek gerçeklikten kopmak zihin teknolojilerinden geçmekte.

Tutal’ın erkek öğrencilerinden biri filmi izledikten sonra şu değerlendirmeyi yapıyor. “Gerçeklikten o kadar kopmuş ki, sokağa pencereden bakmak yerine koyduğu kameradan gelen görüntüleri tercih ediyor. Zamanını kaset kiralayarak ve televizyon seyrederek geçiriyor. (…) Benny’nin video dükkânındaki kızı eve çağırması da biz Türk izleyicilerinin aklına Münevver Karabulut cinayetini getirmiştir. (…)Tüm bu olayları düşündüğümüzde ‘üst gerçeklik’e ulaşmamız mümkün. Belki de sahiden de gerçeklik çökmüştür ve bizim haberimiz olmamıştır.”

Benny, mekanikleşmiş modern toplumun ortaya çıkardığı bir kurban. Bir başka ahlaki sorunsal Benny’nin ailesinin sadece cesedi yok etmeye odaklanması. Erkek öğrencilerden biri bu durumu şöyle değerlendiriyor. “Bu durum çocuğunu her şeyin üstünde tutan özverili bir ailenin acıklı çabası mı; yoksa başı belaya girdiğinde her şeyi, tüm canlıları hiçe sayabilecek bir ahlakın çırpınışı mı? Ya da daha geniş bir açıdan bakarsak bu ailenin mi yoksa kurumsal sistemin mi olay karşısında yetersizliğidir. (…) Nihayetinde, Benny bir cinayetin acımasız failliğinden ziyade, bozulmuş bir sistemin ve yıkılmış bir ahlakın ortaya çıkardığı bir sonuçtur diyebiliriz.” Haneke de bozulmuş ve yıkılmış bir ahlakın üstünden hâlâ var olmaya çalışan sistemi suçlu koltuğuna davet eder.

Özgecan’ın vahşice öldürülmesi olayına sadece idam cezası ve hadım etme üzerinden yaklaşmak boş bir tartışma. İnsanları tüketim toplumu üzerinden zihin teknolojileri kullanıp, gerçeklikten kopararak kör, sağır ve zihinsel özürlü hâle getiren ataerkil küresel sistem, Türkiye’de siyasetin şiddeti ve nefreti teşvik eden söylemleriyle ve ağırlıklı olarak kadınlara karşı daha vahim bir biçimde uygulanmakta.

Bu sistemde yaşayan her insan hem cellât hem kurban olma potansiyelini taşıyor. Dünya ve Türkiye anomalilerle dolu bir cehennem. Medya ise bu sapmaların üstünü örtüp gizleyerek gerçeklik yanılsaması yaratıyor. Bu cehennemi sorgulamadan Özgecan’ın uğradığı vahşeti anlayamayız. Bunu yapabilirsek onun derinden acıtan ölümüne bir anlam katabiliriz.

Bu yazı 1108 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

Web Analytics
http://addurl.nu z35W7z4v9z8w