Ben anlattım...
  • Reklam
  • Reklam
Y.Kaan Çetin

Y.Kaan Çetin

Uzaklardan

Ben anlattım...

Son zamanlarda “Sen Anlat Karadeniz” adlı dizi çok ünlendi. İnsanlar korkunç bir hikâyenin daha güzel bir hale evirilmesini sanırım bu iç karartıcı günlerde çok benimsemiş olsa gerekecek ki, art arda birçok hafta reyting sıralamalarında birinci oldu. Açıkçası ben de dizininin ilk bölümünü kuzenim vasıtasıyla izlemiştim. İzlerken dizide bulunan “kadına şiddet” sahnelerinde sinirlenip kuzenime çatmış, bu diziyi izlediği için bu barbarca hareketleri onun da meşrulaştırdığını söylemiştim.

Aradan biraz zaman geçtikten sonra haberlerde, CHP’li bir milletvekillinin diziyle ilgili RTÜK’e şikâyette bulunup yayından kaldırılmasını talep ettiğini okudum. Bu noktadan sonra içimdeki merak duygusu kabardı ve insanların ne düşündüğünü görmek için internetin en ünlü video platformuna girerek konuyla ilgili birkaç eleştiri izledim. Genel olarak insanların temelinde daha derin anlamlar taşıdığı sonucunu çıkarması, aslında kadına şiddeti övmek yerine yerdiğini düşünmeleri biraz daha meraklandırdı beni.

Dolayısıyla ben de birkaç bölüm izleyerek kendi sonucumu çıkarmak istedim. Çıkardığım sonuç ilk başta düşündüğüm şeylerden çok farklı oldu; Türk halkına kendi kültürleriyle harmanlanmış bir şekilde şiddet nerden ve kimden gelirse gelsin, şiddete uğrayan kişiyi korumalıyız mesajı veriyordu. Ancak bu yazım, televizyondaki herhangi bir dizinin alt metnini araştırmak ve bunu okuyuculara sunmak için yazılmadı. Ancak girişi bu şekilde yapmasaydım, okurların dikkatini çekebilir miydim bilmiyorum.

Değinmek istediğim asıl konu sansür mevzusudur. CHP’nin genel olarak sansüre ve sansürcü zihniyete karşı olduğunu düşünüyoruz; fakat bu olayda neden sansür seçeneğini değerlendirmek istediler? Bir esere ket vurmaya çalışmak, yaymak istediği düşünceyi durdurur mu? Yukarıda yazdığım her şeyi unutun; diziyi incelediğimi ve temelinde düşünülenden farklı bir mesaj vermek istediği sonucunu çıkardığımı atin çöpe ve 2008’deki dizi ve filmler için çıkarılan sigara ve alkol gösterimi yasağını düşünün. O günlerden bu günlere, ülkemizde sigara içme oranı azalmadı. Gençler ekranlarda sigara görmese bile, her gün okullarda, kafelerde ve parklarda canlı olarak bunu izleme fırsatı buldu ve hala da buluyor. Bir başka örnek olarak kadına şiddete geçelim. Ekranlarda insanlar görmese bile, her gün sokaklarımızda, yan apartmanlarımızda, hastanelerimizde ve okullarımızda şiddet gören sadece kadınlar değil, bir sürü insan ve hatta hayvan var. Kendisini terk ettiği için öldürülen kadınlarımız, farklı düşüncede olduğu için tartaklanan gençlerimiz ve tecavüz edilen, ezilen, işkence edilerek öldürülen hayvanlarımız var. Ve bir de buna sansürü ekleyerek insanları eğitebilecek şeyleri çağımızın en büyük iletişim araçlarından birinden kaldırırsak nasıl bu insanlara dokunacağız? Buna ek olarak, ekranlarımızdan çıkarmadığınız ve neredeyse artık her dizide olan silahlar, bombalar ve bıçaklar için ne söylenmeli? Ya da hepsini yasaklarsak geriye izleyeceğimiz ne kalacak? İşin bir de gerçekçi yanından bakarsak, her yer suç mahalliyken diziler ve filmlere sansür uygulasak bile bu tarz olayların önüne geçebilir miyiz?

Tabii ki sadece dizi ve filmlere bu tarz olayları konu edinerek bu hadiselere çözüm bulamayız. İnsanları eğitmeli ve onları vicdanlı bireyler haline getirmeliyiz. Yeni kanunlarla bu vandallıkları daha şiddetli cezalandırmalıyız. Her cana saygı duymayı öğretmeliyiz insanlarımıza. Kati suretle sansürü bir çözüm olarak kullanmamalıyız. İşte bu yüzden CHP’li milletvekilinin yaptığı şeyi yanlış buluyorum. Halkı temsil için mecliste bulunan insanların, sansürlerle sorunları örtmeye çalışmasındansa kendilerine verilen temsil yetkileriyle olayların temeline inip, bunları kaynağından bitirecek şeyler yapmalılardır kanımca. Yeni kanunlarla şiddet içiren suçları daha ağır cezalandırmak için çalışmalı, eğitimde reformlar yaparak çocuklarımıza saygıyı ve empatiyi öğretmeliyiz.

Bütün bunlara ek olarak, eşitliği, demokrasiyi ve cumhuriyeti savunan bir partinin istemediği düşünceyi sansürlemeye çalışması da temelden inandığı düşüncelere ters düşüyor. İyi amaçlara hizmet ettiği düşünülen yanlış adımlar, toplumumuzu her zaman daha büyük çıkmazlara sokuyor. O yüzden hepimizi daha dikkatli davranmaya ve sorunlarımızı eşitlikçi temsille, demokratik tartışmalarla, ilimle ve bilimle çözmeye davet ediyorum.

Bu yazı 227 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • ayşe ince
    2 hafta önce
    tebrikler kaancığım uzaklardan bile memleketinin durumunu takip ediyorsun ne mutlu sana

Son Yazılar

Web Analytics