Önemli olaylar, önemsiz tartışmalar
Reklam
Reklam
Y.Kaan Çetin

Y.Kaan Çetin

Uzaklardan

Önemli olaylar, önemsiz tartışmalar

Geçtiğimiz ay 8 Mart’ta kutlanan Dünya Kadınlar Günü’yle ilgili bir şeyler dikkatimi çektiği için bu yazıyı yazmak istedim. Aslında bu konuda bir şeyler söylemeden önce, bugünün neden kutlandığını bilmek ve anlamak gerekiyor. 

Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen adı Dünya Kadınlar Günü olan bu özel gün, ülkemizde “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaktadır. Bazı kaynaklarda yazdığına göre, 8 Mart 1857’de Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bir greve polis müdahalesi ardından 120 kadın işçinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan vahim olayın alevlendirdiği eşitlikçi hareketin bu özel günü ortaya çıkardığı düşünülüyor. Bu tarih işte daha sonra kadın haklarının en önemli dönüm noktalarından biri sayılıyor. Farklı bir kaynakta da az önceki üzücü hadiseden söz edilmezken, bir başka olaydan bahsediliyor; 1917 Sovyet Rusya’sında 8 Mart günü kadınlara oy hakkı tanınıyor ve cinsiyet eşitliği için büyük bir adım atılıyor. Hangi olay sonucunda olduğunun kesin bir bilgisine ulaşamasam da 8 Mart’ın özel bir gün olarak kutlanması gerektiği fikri ilk olarak 1910 Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda ortaya atılıyor. İlk başta sadece sosyalist gruplar ve komünist ülkeler tarafından kutlanan gün, 1957’de Birleşmiş Milletler’in, 8 Mart’ı uluslararası bir gün olarak kabul etmesinin ardından dünyada kutlanmaya başlanıyor. 

Bu tarih kesitinin ardından, ilk önce sizlerle bu günler hakkındaki görüşlerimi ve dünyada neden bu tarz günlerin kutlandığını paylaşmak istiyorum.

Bu tarz günler temelinde insanların belli olaylar karşısında farkındalığını arttırmak, hedef kitlenin yalnız olmadığını göstermek ve farklı düşünen grupların farklılıklarını duyurmak ve anlatmak için kutlanıyor. Dünya HIV/AIDS Günü (1 Aralık) ve Kanserle Savaş Haftası (1-7 Nisan) gibi günler bir bilinç oluşturmak için kutlanırken, Avukatlar Günü (5 Nisan) ve Pilotlar Günü (26 Nisan) gibi günler de bu meslek grubuna sahip insanların sesi olmak ve onları hatırlamak için kutlanıyor. Her yıl kutladığımız/andığımız doğum günlerimizi, evlilik yıl dönümlerimizi ve sevdiklerimizin ölüm yıl dönümlerini de bu tarz günlere örnek gösterebiliriz. 

İşte bu noktada, özellikle 8 Mart’a bazı kadınların karşı durmaları çok ilgimi çekti. Bu tarz olaylara karşı çıkmamız, işin temelinde yatan samimi istek ve düşüncelere haksızlık ediyor kanımca. Tabii ki, karşıt görüşlü olan insanların düşüncelerinin arkasında yatan daha büyük ve güzel fikirleri anlamakla birlikte, bir noktada asıl amacı kaçırdıklarını düşünüyorum. Genel olarak bugüne karşıt duran kadınların temel düşüncesi, tek bir gün hatırlanan basit bir obje olmadıklarını ve aslında her gün hatırlanmaları gereken “İNSANLAR” oldukları düşüncesini ne kadar doğru bulsam da yukarda da açıkladığım gibi, bu özel anlar aslında daha büyük amaçlara hizmet ediyor. 

Günümüzün hızlı ve öğütücü dünyasında, her an her şeyi hatırlamak maalesef ki çok mümkün olmuyor. İşte bu tarz, kendi anlamını kendimizin yüklediği günler, biraz durup düşünmemizi sağlıyor. Bize bir amaç uğruna tek ses olmanın ne demek olduğunu hatırlatıyor. Tıpkı Anneler Günü, Babalar Günü veya doğum günleri gibi. Hiç kimsenin annesini, babasını veya arkadaşını sadece o gün hatırladığını ve değerli saydığını düşünmüyorum.

Ancak o günlere yüklediğimiz anlamlarla, hedef kişiye/kişilere her zamankinden farklı bir şekilde kendini özel hissetmesi için bir fırsat veriyoruz. Herkes her gün özel olsa da bunu unuttuğumuz ya da hissettiremediğimiz zamanlarda yardımımıza işte bu günler koşuyor.

Bir amaç, bir farkındalık ve bir ses yaratıyor. Şöyle bir örnek vermek istiyorum; 23 Nisan’ı ya da 30 Ağustos’u “her zaman aklımızda olması gereken günler” diye kutlamasak, yeni nesillere öğretmesek, bu coşkuyla kutlanması gereken günleri unutsak nasıl olurdu bir düşünelim. Bu günler aslında aklımızda her zaman olsa da özellikle hatırlayıp o coşkuyu her yıl pekiştirmek için varlar.

İşte bu yüzden, dünya tarihinin çoğunda ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmüş kadınlarımız, bir günü değil her günü hakketseler de her yeni neslin ve iyi eğitilmemiş eski jenerasyonun bunu bilmesi için bir farkındalık günü olması kulağa çok güzel geliyor. Ek olarak, bu günleri sansürlemek bizi ileri götürmediği gibi temelinde yatan temiz ve eşitlikçi düşünceleri de yıkıyor. Aslında bu günleri, temelinde yatan felsefeleri taçlandırmak için bir gün gibi düşünmememiz gerekiyor kanımca. 

Son olarak, aslına 8 Mart kadınların varlığına duyulan mutluluğun ifade edildiği bir gün gibi düşünülmemeli. Kadınların, erkeklerle aynı insani haklara sahip olduklarını, eğitim, iş vb. her şeyde eşit şartlarda muamele görmek istediklerini ve bunun için savaştıklarını anlatan ve hatırlatan bir gün olduğu anlamak çok önemli.

Ancak tabii ki günümüz de sadece hediye ve çiçekle özdeşleştirilmesi, kadınlar arasında bugünü maalesef değersizleştiriyor. Fakat bu tarz günleri, yok saymak veya susturmak bir çözüm olmamalı. Farkındalık yaratıp insanları eğitmezsek, asıl amacın çiçek alışverişi olmadığını anlatmazsak, bu günlere sansür vurursak olay hep çiçek kalacak maalesef. Bu günleri asıl olması gerektiği gibi şekillendirmek bizim elimizde. Ancak bugünü yok sayarsak, başka insanların şekillendirmesine fırsat tanırsak, içini boşaltmalarına izin verirsek işte o zaman kaybetmiş sayılırız.

Bu yazı 1319 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Asuman Demir
    3 yıl önce
    Kaan bey yazdıklarınıza katılmakla birlikte buna benzer günler Kapitalizmin para kazanma araçları olmuyor mu?
  • Sebati Aksoy
    3 yıl önce
    Görüşlerinize aynen katılıyor ve kutluyorum sizi Kaan bey.Her fırsatta sevdiklerimizi,dostlarımızı aramak,onların yanında olduğumuzu hissettirmek kadar güzel ne olabilir! Tabi ki tarihimizin güzel olaylarını ve kişilerini unutmamakta bu kapsamda .

Son Yazılar